2026 KPSS Ortaöğretim Tarih Kurtuluş Savaşı Antlaşmaları Konu Anlatımı
4 hap bilgi · 7 kilit bilgi
Bu sayfada
Bu anlatım, Kurtuluş Savaşı’nın diplomatik sonuçlarını Gümrü Antlaşması’ndan Lozan Barış Antlaşması’na uzanan süreç içinde işler. TBMM’nin açılışı, Büyük Taarruz, saltanatın kaldırılması, Cumhuriyet’in ilanı ve halifeliğin kaldırılması gibi dönüm noktalarıyla antlaşmaların tarihsel bağını kurar.
Giriş
Kurtuluş Savaşı Antlaşmaları konusu, sadece bir imza ve tarih ezberi değildir; savaşın askeri başarılarının nasıl diplomatik kazanımlara dönüştüğünü gösteren bir süreçtir. Bu süreçte önce TBMM’nin açılmasıyla yeni bir siyasi merkez ortaya çıkmış, ardından askeri mücadeleler güçlenmiş, sonrasında da elde edilen başarılar uluslararası alanda antlaşmalara yansımıştır. Bu yüzden konuyu öğrenirken yalnızca antlaşmaların adını değil, hangi gelişmenin hangi sonuca yol açtığını da birlikte görmek gerekir.
Bu başlık altında en önemli nokta, antlaşmaların birbirinden kopuk olaylar olmadığıdır. Gümrü Antlaşması TBMM’nin dış dünyadaki ilk önemli diplomatik başarısı olarak öne çıkarken, Lozan Barış Antlaşması savaşın genel sonucunu kalıcı bir barış düzenine bağlamıştır. Aradaki dönemde Büyük Taarruz, saltanatın kaldırılması, Cumhuriyet’in ilanı ve halifeliğin kaldırılması gibi kararlar, hem iç siyasal yapıyı hem de dış ilişkilerin çerçevesini değiştirmiştir. Sınavlarda da çoğu zaman bu olaylar tarihleriyle birlikte sorulur ve karışıklık yaratmaması için kronoloji çok iyi oturtulmalıdır.
TBMM’nin kurulması ve diplomasiye zemin hazırlanması
Kurtuluş Savaşı’nın diplomatik yönünü anlayabilmek için başlangıç noktasını TBMM’nin açılışına koymak gerekir. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılmıştır. Bu tarih, hem milli mücadelenin yeni bir merkezden yürütülmeye başladığını hem de Türk milletini temsil eden iradenin resmiyet kazandığını gösterir. Antlaşmaların hiçbiri bu meclis ortaya çıkmadan düşünülemez; çünkü sonradan imzalanan her anlaşma, TBMM’nin siyasi varlığını ve karar gücünü kabul ettirme mücadelesinin bir parçasıdır.
TBMM’nin açılması, savaşın yalnızca silahla değil, temsil ve diplomasi gücüyle de yürütüleceğini göstermiştir. Bu nedenle antlaşmaları öğrenirken önce meclisin kuruluşunu akılda tutmak önemlidir. Çünkü TBMM’nin uluslararası alanda attığı ilk ciddi adımlardan biri Gümrü Antlaşması olmuştur. Böylece askerî mücadele ile diplomatik tanınma süreci birbirine bağlanmıştır. Sınav mantığında da çoğu zaman “hangi gelişme, hangi diplomatik kazanımı mümkün kılmıştır?” sorusu dolaylı biçimde sorulur.
Gümrü Antlaşması’nın ortaya çıkışı
Gümrü Antlaşması, Kurtuluş Savaşı döneminde TBMM’nin imzaladığı ilk uluslararası antlaşmadır. Bu bilgi çok önemlidir; çünkü antlaşmanın değeri sadece içeriğinden değil, TBMM adına imzalanan ilk dış politika belgesi olmasından gelir. Yani burada asıl vurgu, TBMM’nin bir devlet gücü gibi muhatap alınmaya başlamasıdır. Bu durum, yeni kurulan meclisin meşruiyetini güçlendirmiş ve milli mücadelenin siyasi yönüne büyük katkı sağlamıştır.
Gümrü’de barış görüşmeleri 22 Kasım 1920’de başlamıştır. Görüşmelerin bu tarihte başlaması, antlaşmanın bir anda ortaya çıkmadığını; önce taraflar arasında bir diplomasi zemini oluştuğunu gösterir. Ardından 3 Aralık 1920’de antlaşma imzalanmıştır. Sınavlarda bu iki tarih bazen karıştırılabilir, bu yüzden başlangıç ile imza günü arasındaki farkı net biçimde ayırmak gerekir. 22 Kasım görüşmelerin başlangıcı, 3 Aralık ise sonuç ve imza tarihidir.
Gümrü Antlaşması’nın imzalanma günü, TBMM ile Ermenistan arasında gerçekleşmiştir. Bu ayrıntı da çok kritiktir; çünkü antlaşmanın tarafı yalnızca bir komşu devlet değil, aynı zamanda TBMM’nin ilk kez uluslararası düzeyde muhatap olduğu bir devlettir. Bu yönüyle Gümrü, sadece doğu sınırlarıyla ilgili bir belge değil, TBMM’nin dünya karşısında varlığını kabul ettirmesinin ilk örneklerinden biridir. Sınavlarda “TBMM’nin ilk uluslararası antlaşması hangisidir?” sorusunun cevabı Gümrü Antlaşmasıdır.
Gümrü’nün tarihsel önemi
Gümrü Antlaşması’nın önemini anlamak için yalnızca “ilk” olmasına bakmak yeterli değildir. Bu antlaşma, TBMM’nin uluslararası alanda adım attığını, dış ilişkilerde bir muhatap olarak görüldüğünü ve milli mücadelenin yalnızca iç siyasi bir hareket olmadığını göstermiştir. Bu açıdan antlaşma, hem prestij hem de siyasal tanınma sağlamıştır. Sınavda sorulduğunda genellikle antlaşmanın en ayırt edici yönü, TBMM’nin ilk uluslararası antlaşması olmasıdır.
Bu antlaşma ile ilgili bir diğer önemli nokta, TBMM’yi ve Mîsâk-ı Millî’yi tanıyan ilk yabancı devletin Ermenistan olduğunun ortaya çıkmasıdır. Bu bilgi, antlaşmanın diplomatik değerini daha da yükseltir. Çünkü burada yalnızca bir sınır düzenlemesi değil, TBMM’nin benimsediği milli hedeflerin dışarıdan tanınması söz konusudur. Mîsâk-ı Millî, milli mücadelenin temel hedeflerinden biridir ve onun tanınması TBMM’nin siyasi tezlerinin kabul gördüğünü gösterir.
Antlaşmanın bir diğer sonucu da Kars sancağının tamamının Türkiye’ye katılmasıdır. Bu ifade özellikle dikkatle öğrenilmelidir. Sınavlarda bazen bölge adı kısmen verilir, bazen de “hangi antlaşma ile Kars sancağının bütünü Türkiye’ye katılmıştır?” şeklinde sorulur. Burada doğru bağlantı Gümrü Antlaşması’dır. Bu sonucun önemi, doğu sınırları açısından bir kazanım sağlaması ve milli mücadelenin siyasi-harita sonucunu göstermesidir.
Kars sancağı ve sınır kazancı
Kars sancağının bütünüyle Türkiye’ye katılması, Gümrü Antlaşması’nın somut sonuçlarından biridir. Bu tür bir sonuç, savaşın yalnızca cephede kazanılmadığını, diplomasi masasında da toprak kazanımıyla pekiştirildiğini gösterir. Sınır meseleleri tarih dersinde sık sorulduğu için, burada hem bölge adını hem de antlaşmayı birlikte öğrenmek gerekir. Kars ifadesi görüldüğünde akla doğrudan Gümrü Antlaşması gelmelidir.
Bu kazanımın bir başka önemi, TBMM’nin gerçek bir siyasi otorite olarak kabul gördüğünü göstermesidir. Çünkü bir devlet ya da hükümet, ancak muhatap alınabildiğinde antlaşma yapabilir. Ermenistan’ın TBMM ile masaya oturması ve sonuçta antlaşmanın imzalanması, meclisin dış dünyadaki konumunu güçlendirmiştir. Bu nedenle Gümrü yalnızca bir doğu antlaşması değil, aynı zamanda yeni Türk devletinin diplomatik görünürlüğünün başlangıcıdır.
Büyük Taarruz ve askeri sonucun belirginleşmesi
Diplomatik gelişmelerin arkasında askeri başarılar vardır ve bunların en önemlilerinden biri Büyük Taarruz’dur. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’de başlamış, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin zafer kazanılmıştır. Bu iki tarih birlikte öğrenilmelidir; çünkü biri harekâtın başlangıcını, diğeri ise zaferin kesinleştiği dönüm noktasını ifade eder. Sınavlarda özellikle tarih sıralaması sorulduğunda bu ikili çok önemlidir.
Büyük Taarruz’un başlaması ile kesin zaferin kazanılması arasında yalnızca birkaç günlük bir süre vardır; ancak bu kısa süre, savaşın kaderini değiştirmiştir. 26 Ağustos, askeri hareketin başladığı günü ifade ederken 30 Ağustos, sonucun netleştiği gündür. Bu ayrım, Kurtuluş Savaşı’nın diplomatik antlaşmalarını anlamak için gereklidir; çünkü Lozan’a giden yol, bu askeri zafer sayesinde açılmıştır. Antlaşmaların arkasındaki güç, sahadaki başarıdır.
30 Ağustos’ta elde edilen kesin zaferin önemi, sadece bir muharebe kazanımı olmasının ötesindedir. Bu zafer, Türk tarafının pazarlık gücünü artırmış ve düşmanın Anadolu üzerindeki iddialarını zayıflatmıştır. Bu yüzden Lozan Barış Antlaşması gibi sonraki düzenlemeler, askeri üstünlüğün diplomatik sonucu olarak değerlendirilmelidir. Sınav mantığında “hangi olay, barış görüşmelerinin önünü açmıştır?” sorusunda Büyük Taarruz ve 30 Ağustos zaferi öne çıkar.
Saltanatın kaldırılması ve siyasal düzenin değişmesi
Kurtuluş Savaşı’nın antlaşmalarla bağlantılı bir başka önemli yönü, iç siyasi düzenin değişmesidir. Saltanat, 1 Kasım 1922’de TBMM tarafından kaldırılmıştır. Bu karar, yalnızca bir yönetim biçiminin sona ermesi değildir; aynı zamanda eski rejimle yeni milli egemenlik anlayışı arasındaki bağın koparıldığını gösterir. Savaş kazanılmış olsa da siyasi düzenin kesinleşmesi için böyle bir adımın atılması gerekmiştir.
Saltanatın kaldırılması, Lozan sürecinde de büyük önem taşır. Çünkü yeni Türk devletini kimin temsil edeceği sorusu, uluslararası görüşmelerde belirleyici olmuştur. TBMM’nin aldığı bu karar, egemenliğin kaynağının millete geçtiğini ortaya koymuştur. Bu nedenle 1 Kasım 1922 tarihi, yalnızca iç politika açısından değil, dış dünya ile kurulan ilişki bakımından da kritik bir dönüm noktasıdır.
Bu aşamada sınavlarda yapılan yaygın hata, saltanatın kaldırılması ile Cumhuriyet’in ilanını karıştırmaktır. Oysa bu iki olay aynı şey değildir. Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922’de gerçekleşmiş, Cumhuriyet ise daha sonra 29 Ekim 1923’te ilan edilmiştir. Arada geçen süre, yeni devletin kurumsal yapısının olgunlaşma sürecidir. Bu kronolojiyi doğru kurmak, antlaşmalar konusunu da doğru anlamayı sağlar.
Lozan Barış Antlaşması’na giden yol
Lozan Barış Antlaşması, Kurtuluş Savaşı’nın uluslararası alandaki en önemli sonucudur. Antlaşma 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanmıştır. Bu tarih, Türk tarihinin en önemli diplomatik dönüm noktalarından biridir. Gümrü TBMM’nin ilk uluslararası antlaşması iken, Lozan savaşın genel sonucunu dünyaya kabul ettiren büyük barış düzenidir.
Lozan’ın imzalandığı yer de önemlidir. İsviçre’nin Lozan kenti, antlaşmanın adını belirlemiştir. Sınavlarda tarih kadar yer bilgisi de sorulabilir. Bu yüzden “Lozan Barış Antlaşması nerede imzalanmıştır?” sorusunun cevabı İsviçre’nin Lozan kentidir. Tarih ve yer birlikte öğrenildiğinde karışıklık azalır ve olay zihinde daha sağlam yer eder.
Antlaşmanın 24 Temmuz 1923’te imzalanması, askeri başarıların diplomatik kesinliğe ulaştığını gösterir. Büyük Taarruz ile kazanılan üstünlük, Lozan’da barışla tescillenmiştir. Bu yüzden Lozan sadece bir barış belgesi değildir; aynı zamanda milli mücadelenin sonuç belgesidir. Kurtuluş Savaşı antlaşmaları denildiğinde en kapsamlı ve en büyük sonuç sağlayan antlaşma budur.
Lozan’ın tarihsel ağırlığı
Lozan Barış Antlaşması’nın önemi, Gümrü’den farklı olarak daha geniş bir çerçevede ortaya çıkar. Gümrü doğu cephesinde TBMM’nin ilk diplomatik başarısı iken, Lozan savaşın genel barışını kurar. Bu antlaşma, milli mücadelenin askeri başarılarının uluslararası kabul görmesini sağlamıştır. Bu nedenle konu anlatımında Gümrü ile Lozan arasında kurulan fark çok iyi anlaşılmalıdır.
Lozan’ın imzalanması, TBMM’nin artık yalnızca bir mücadele organı değil, devlet kuran ve devlet adına anlaşma yapan bir otorite olduğunu gösterir. TBMM’nin açılışından başlayıp Lozan’a uzanan çizgi, milli egemenliğin güçlenme çizgisidir. Bu sürecin her aşaması birbirine bağlıdır. TBMM’nin kuruluşu, Gümrü’nün ilk adımı, Büyük Taarruz’un askeri gücü ve ardından Lozan’ın diplomatik sonucu aynı zincirin parçalarıdır.
Sınav açısından bakıldığında Lozan çoğu zaman Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte anılır. Bunun nedeni, 1923 yılının hem barışın hem de rejim değişikliğinin yılı olmasıdır. Ancak tarihleri doğru ayırmak gerekir. Lozan 24 Temmuz 1923’te, Cumhuriyet ise 29 Ekim 1923’te ilan edilmiştir. Bu iki olay arasında birkaç aylık fark vardır ve bu fark sorularda dikkat ölçmek için kullanılabilir.
Cumhuriyet’in ilanı ve yeni devletin şekillenmesi
Lozan sonrası dönemin en önemli iç siyasi gelişmelerinden biri Cumhuriyet’in ilanıdır. Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edilmiş ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu olay, milli mücadelenin sadece dış başarılarla değil, yeni bir yönetim anlayışıyla tamamlandığını gösterir. Cumhuriyet’in ilanı, TBMM’nin açılmasıyla başlayan milli egemenlik çizgisinin en belirgin sonucudur.
Cumhuriyet’in ilanı, antlaşmalar konusuyla doğrudan bağlantılıdır; çünkü uluslararası alanda kazanılan meşruiyet, içerdeki rejim düzenlemelerine güç vermiştir. Lozan ile dış dünyada varlık kabul edilirken, Cumhuriyet ile bu varlık iç yapıda kurumsallaşmıştır. Mustafa Kemal’in ilk cumhurbaşkanı seçilmesi de bu yeni düzenin başına milli mücadelenin liderini yerleştirmiştir. Sınavlarda bu tarih çok sık sorulur ve genellikle cumhuriyetin ilanı ile birlikte ilk cumhurbaşkanlığı bilgisi birlikte aranır.
Bu noktada öğrenci, 1923 yılının zincirleme gelişmelerini iyi kavramalıdır. Temmuz ayında Lozan imzalanmış, Ekim ayında Cumhuriyet ilan edilmiş, böylece dış ve iç siyaset aynı yıl içinde yeni bir düzene girmiştir. Bu sıra, Kurtuluş Savaşı antlaşmaları konusunun sadece dış ilişkiler değil, devletin kuruluş süreciyle de bağlantılı olduğunu kanıtlar.
Halifeliğin kaldırılması ve eğitimde birlik
Cumhuriyetin ilanından sonra yeni devletin kurumsal yapısını güçlendiren bir başka adım atılmıştır. Halifelik 3 Mart 1924’te kaldırılmış; aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiştir. Bu iki gelişme, devletin düşünsel ve kurumsal çerçevesini şekillendiren çok önemli kararlardır. Antlaşmalar konusu doğrudan dış ilişkilerle ilgili olsa da, bu kararlar dış başarıların iç düzenlemelerle nasıl tamamlandığını göstermesi bakımından mutlaka bilinmelidir.
Halifeliğin kaldırılması, eski düzenin etkisinin tamamen sona erdirilmesi yönünde atılmış bir adımdır. Cumhuriyet’in ilanından sonra yeni devletin yapısı pekişirken, bu kurumun kaldırılması da milli egemenlik anlayışını güçlendirmiştir. Aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi ise eğitimde birliği sağlamıştır. Yani bu tarih, yalnızca bir siyasi kurumun kaldırılması değil, aynı zamanda eğitim sisteminin de yeni düzene göre şekillendirilmesidir.
Sınavlarda bu iki olay genellikle birlikte sorulur; çünkü aynı tarihte gerçekleşmeleri önemli bir hatırlama ipucu sunar. 3 Mart 1924, hem halifeliğin kaldırıldığı hem de öğretim birliğinin sağlandığı gündür. Antlaşmaların dolaylı bağlamında bu tarih, Kurtuluş Savaşı sonrasında devletin kendi iç düzenini kurma sürecinin bir parçası olarak görülmelidir. Dışarıda kazanılan diplomatik başarılar içeride kurumsal dönüşümlerle tamamlanmıştır.
Kronolojiyi bir bütün olarak görmek
Kurtuluş Savaşı Antlaşmaları konusunu tam öğrenmenin en iyi yolu, olayları tek tek ezberlemek yerine bir akış içinde anlamaktır. Bu akış TBMM’nin 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılmasıyla başlar. Ardından Gümrü’de barış görüşmeleri 22 Kasım 1920’de başlar ve 3 Aralık 1920’de TBMM ile Ermenistan arasında antlaşma imzalanır. Bu antlaşma TBMM’nin ilk uluslararası antlaşmasıdır ve Ermenistan, TBMM’yi ve Mîsâk-ı Millî’yi tanıyan ilk yabancı devlet olur.
Sonraki büyük aşama askeri mücadeledir. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’de başlar ve 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin zafer kazanılır. Bu zafer, siyasi sonuçların yolunu açar. 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılır. Ardından barış masası gelir ve Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanır. Birkaç ay sonra 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilir ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı seçilir. Son olarak 3 Mart 1924’te halifelik kaldırılır ve aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilir.
Bu zincir, Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca savaş alanında değil, devlet kurma ve dünyaya kabul ettirme sürecinde de tamamlandığını gösterir. Sınavda başarı için bu tarihler arasındaki mantığı kurmak gerekir. Tarihleri rastgele ezberlemek yerine, hangi olayın hangi sonucu doğurduğunu öğrenmek daha kalıcıdır. Özellikle Gümrü ile Lozan arasındaki fark, TBMM’nin uluslararası alandaki ilk adımı ile savaşın nihai barış düzeni arasındaki ayrımı anlamaya yardımcı olur.
Sık karıştırılan noktalar
Bu konuda en çok karıştırılan noktalardan biri, Gümrü Antlaşması ile Lozan Barış Antlaşması’nın amaç ve kapsamıdır. Gümrü, TBMM’nin ilk uluslararası antlaşmasıdır ve Ermenistan ile yapılmıştır. Lozan ise 24 Temmuz 1923’te imzalanan, savaşın genel barışını sağlayan büyük antlaşmadır. İkisinin de dış politika açısından önemi vardır; ancak biri başlangıç niteliği taşırken diğeri sürecin sonlandırıcı sonucudur.
Bir başka karışıklık, tarihler arasındadır. 22 Kasım 1920 barış görüşmelerinin başlangıcıdır, 3 Aralık 1920 ise imza tarihidir. 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’un başladığı gün, 30 Ağustos 1922 kesin zaferin kazanıldığı gündür. 24 Temmuz 1923 Lozan’ın imza tarihi, 29 Ekim 1923 Cumhuriyet’in ilan tarihi, 3 Mart 1924 ise halifeliğin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü tarihidir. Bu sıralama sınav için çok değerlidir.
Saltanat ile halifeliği de birbirinden ayırmak gerekir. Saltanat 1 Kasım 1922’de kaldırılmıştır. Halifelik ise daha sonra, 3 Mart 1924’te kaldırılmıştır. Bunlar aynı gün ve aynı tarihte gerçekleşen olaylar değildir. Bu ayrım özellikle tarih sorularında kritik öneme sahiptir.
Kapanış
Kurtuluş Savaşı Antlaşmaları konusu, aslında milli mücadelenin askerî zaferlerden diplomatik tanınmaya, oradan da devletin kurumsallaşmasına uzanan büyük hikâyesidir. TBMM’nin 23 Nisan 1920’de açılmasıyla başlayan süreç, Gümrü Antlaşması ile ilk uluslararası başarıyı getirmiş, Büyük Taarruz ve 30 Ağustos zaferi ile güçlenmiş, Lozan Barış Antlaşması ile dünya tarafından kabul edilmiş ve Cumhuriyet ile yeni bir siyasal çerçeveye kavuşmuştur. Sonrasında saltanatın ve halifeliğin kaldırılması, bu yeni yapıyı tamamlamıştır.
Bu konuyu öğrenirken tarihleri kuru bir liste gibi değil, olaylar zinciri gibi görmek gerekir. Çünkü sınavlarda başarı, yalnızca tek bir tarihi bilmekle değil, olaylar arasındaki bağlantıyı doğru kurmakla gelir. Gümrü’nün TBMM’nin ilk uluslararası antlaşması olduğunu, Kars sancağının tamamının Türkiye’ye katıldığını, Lozan’ın 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde imzalandığını, Cumhuriyet’in 29 Ekim 1923’te ilan edildiğini ve halifeliğin 3 Mart 1924’te kaldırıldığını doğru sıralayabilen aday, bu konuyu sağlam biçimde öğrenmiş demektir.
Sonuç olarak, Kurtuluş Savaşı antlaşmaları yalnızca birer belge değil, bağımsızlığın ve milli egemenliğin somut adımlarıdır. Gümrü ile başlayan tanınma süreci, Lozan ile uluslararası düzeyde tamamlanmış; içerde ise Cumhuriyet, saltanatın kaldırılması ve halifeliğin sona erdirilmesiyle yeni devlet düzeni kurulmuştur. Bu büyük resim akılda tutulduğunda, sorular daha kolay anlaşılır ve tarih bilgisi kalıcı hale gelir.
Tarih diğer konular
Kurtuluş Savaşı Antlaşmaları örnek soruları
Bu konudan özgün sorular. Her sorunun çözümünü ve açıklamasını kendi sayfasında inceleyebilirsin.
- Gümrü Antlaşması'nın içeriği ve süreci ile ilgili, I. Barış görüşmelerinin 22 Kasım 1920'de başlaması II. Kars sancağının tamamının Türkiye topraklarına katılması III. Suriye sınırının bu metinle kesin olarak çizilmiş olması yargılarından hangileri doğrudur?
- İsviçre'nin bir kentinde düzenlenen uluslararası görüşmelerin ardından 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanarak yeni Türk devletinin varlığını bütün dünyaya tescil ettiren barış antlaşması aşağıdakilerden hangisidir?
- 3 Aralık 1920 tarihinde Ermenistan ile imzalanarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin uluslararası alanda taraf olduğu ilk siyasi antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
- Gümrü Antlaşması'nın tarihsel süreci ve içeriği hakkında verilen aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
- 3 Aralık 1920'de Ermenistan ile imzalanan diplomatik metin sayesinde Kars sancağının tamamı Türkiye topraklarına katılmıştır. Buna göre bu gelişmenin aşağıdakilerden hangisine ortam hazırladığı söylenebilir?
- 3 Aralık 1920'de imzalanan, TBMM Hükûmeti ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında yapılan ve Doğu sınırında önemli bir kazanım sağlayan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
- 3 Aralık 1920'de imzalanan ve TBMM Hükümeti ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında yapılan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
- 22 Kasım 1920'de Gümrü'de başlayan barış görüşmeleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Yukarıdaki yargılardan hangileri Gümrü Antlaşması için doğrudur?
- Buna göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?