2026 KPSS Ortaöğretim Matematik Geometri Konu Anlatımı
11 hap bilgi · 11 kilit bilgi
Bu sayfada
Bu anlatım geometriyi temel anlamıyla tanıtır; ardından tam sayılarda bölünebilme kuralları, yüzde, oran, aritmetik ortalama, birinci dereceden denklemler, olasılık ve uzunluk-zaman birim dönüşümlerini ayrıntılı biçimde açıklar. Konu, sınavda sık gelen kısa yollar ve karıştırılan noktalarla birlikte, başka kaynağa ihtiyaç bırakmadan öğrenilebilecek şekilde işlenmiştir.
Geometri ve Temel İşlemlere Giriş
Geometri, matematiğin uzamsal ilişkilerle ilgilenen alt dalıdır. Bu ifade ilk bakışta kısa görünse de, geometri konusunun özünü çok iyi anlatır. Çünkü geometri yalnızca şekillerin adlarını bilmekten ibaret değildir; bir şeklin başka bir şekle göre konumu, büyüklüğü, uzunluklarla ilişkisi, parçaların birbirine göre durumu gibi uzamsal bağlantılarla ilgilenir. KPSS Ortaöğretim düzeyinde geometri soruları da çoğu zaman bu düşünceyi ölçer. Yani adaydan sadece formül ezberlemesi değil, verilen bilgileri doğru yorumlaması ve ilişkilendirmesi beklenir.
Bu konu anlatımında geometriyi bu geniş anlamıyla ele alırken, aynı zamanda sınavda geometriyle birlikte çok sık kullanılan bazı temel matematik araçlarını da işleyeceğiz. Bölünebilme kuralları, oran, yüzde, ortalama, denklem, olasılık ve birim dönüşümleri, birçok soruda doğrudan ya da dolaylı biçimde karşımıza çıkar. Bu yüzden bunları ayrı ayrı ezberlenecek parçalar gibi değil, geometri ve temel matematik içinde birer yardımcı düşünme aracı gibi görmek gerekir. Özellikle işlem hızının önemli olduğu sınavlarda bu kısa yollar büyük avantaj sağlar.
Bölünebilme Mantığını Kurmak
Bir doğal sayının 2 ile tam bölünebilmesi için birler basamağındaki rakamın çift olması gerekir. Çift rakamlar 0, 2, 4, 6 ve 8’dir. Bu kuralın en önemli tarafı, sayının tamamına bakmak yerine yalnızca son basamağa odaklanmayı sağlamasıdır. Sınavda hızlı karar vermek için çok değerlidir; çünkü sayının kaç basamaklı olduğuna bakmadan, birler basamağı çiftse sayı 2’ye tam bölünür, tekse bölünmez. Örneğin 134 sayısında birler basamağı 4 olduğu için sayı 2 ile tam bölünür.
Bir doğal sayının 5 ile tam bölünebilmesi için birler basamağının 0 veya 5 olması gerekir. Bu kural da son basamağa bakılarak karar verilen en kısa kurallardan biridir. 245 ve 250 sayılarının 5 ile tam bölünmesi bu mantıkla anlaşılır. Adaylar bazen 2 ve 5 kurallarını karıştırabilir; oysa burada ortak nokta son basamağa bakmaktır, fark ise çiftlik ve 0-5 kontrolüdür. Sınavda bir sayının 10 ile bölünebilmesi sorulduğunda da yine son basamak önemli olur; çünkü bir doğal sayının 10 ile tam bölünebilmesi için birler basamağının 0 olması gerekir. 4500 sayısı bu nedenle 10 ile tam bölünür.
Bir doğal sayının 3 ile tam bölünebilmesi için rakamları toplamının 3’ün katı olması gerekir. Bu kural, sayının kendisini tek tek bölmeye çalışmadan sonuca ulaşmayı sağlar. Örneğin 123 sayısında 1 + 2 + 3 = 6 olur ve 6, 3’ün katı olduğu için 123 sayısı 3 ile tam bölünür. Burada önemli olan, rakamlar toplamının sadece bölünebilirlik hakkında bilgi vermesidir; sayının rakamlarının yer değiştirmesi bu toplamı değiştirmeyeceği için, soru bazen sayıyı farklı biçimde vererek adayın kuralı kullanıp kullanmadığını ölçebilir.
Bir doğal sayının 9 ile tam bölünebilmesi için de rakamları toplamının 9’un katı olması gerekir. Bu kural, 3 ile bölünebilme kuralına çok benzer; fakat burada toplamın 3’ün katı olması yetmez, 9’un katı olması gerekir. Örneğin 729 sayısında 7 + 2 + 9 = 18 olduğu için sayı 9 ile tam bölünür. Sınavda 3 ve 9 kuralları birlikte kullanıldığında adayın dikkatli olması gerekir. Bir sayı 9 ile bölünebiliyorsa zaten 3 ile de bölünebilir; fakat 3 ile bölünebilen her sayı 9 ile bölünecek diye bir sonuç çıkarılamaz. Bu ayrım, kısa sorularda çok önemlidir.
Bir doğal sayının 4 ile tam bölünebilmesi için son iki basamağının oluşturduğu sayının 4’ün katı veya 00 olması gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bütün sayıyı değil son iki basamağı incelemektir. Örneğin 1316 sayısında son iki basamak 16’dır ve 16, 4’ün katı olduğu için 1316 sayısı 4 ile tam bölünür. Özellikle büyük sayılarda bu kural işlem kolaylığı sağlar. 4 ile bölünebilme, bazen 2 ile bölünebilme ile karıştırılabilir; fakat 2 kuralı yalnızca birler basamağına bakarken, 4 kuralı son iki basamağı dikkate alır. Bu fark sınavda çok kritik olabilir.
Bu bölünebilme kuralları aynı zamanda sayılarla yapılan işlemlerde de yol gösterici olur. Bir soruda “hangi sayı 9 ile tam bölünür?” ya da “hangisi 5 ile tam bölünmez?” gibi doğrudan kontrol isteyen ifadeler gelebilir. Bazen de bir işlemin sonucunun hangi kurala uygun olduğu sorulabilir. Böyle durumlarda uzun işlem yapmak yerine son basamak veya rakamlar toplamı gibi kısa yolları kullanmak gerekir. Geometrik şekillerle ilgili veri sorularında da sayısal kontrol gerekebilir; örneğin kenar uzunluklarının toplamı, parça sayıları veya ölçülerin uygunluğu gibi durumlarda bu kurallar adayın işini hızlandırır.
Yüzde ve Oran ile İlişkiler
Bir sayının yüzdesi hesaplanırken sayı, istenen yüzde oranıyla çarpılıp 100’e bölünür. Yani bir sayının %p’si = (sayı × p) / 100 biçiminde bulunur. Bu formül, yüzdeleri anlamanın en sade yoludur. Yüzde kavramı, bir bütünün yüz eş parçaya ayrıldığı düşüncesine dayanır. Bu yüzden yüzde hesabı yapılırken sayının önce istenen yüzde ile çarpılması, sonra 100’e bölünmesi mantıklıdır. Örneğin 200’ün %15’i = (200 × 15) / 100 = 30 olur.
Yüzde hesabı özellikle günlük hayata en yakın konulardan biridir, ancak sınavda yalnızca alışveriş veya indirim sorusu olarak gelmez. Bir veri kümesinin bir kısmını bulma, bir değerin toplam içindeki payını yorumlama ya da oransal karşılaştırma yapma gibi farklı biçimlerde de karşınıza çıkabilir. Burada önemli olan, yüzde ifadesinin aslında bir bölme ve çarpma ilişkisi olduğunun fark edilmesidir. Aday, sayının yüzde kaçını aradığını doğru okursa işlem de doğru kurulur.
İki çokluğun oranı, birinin diğerine bölümüyle bulunur ve ortak bölenleriyle sadeleştirilerek en yalın biçimde yazılır. Örneğin 12 ile 8’in oranı 12/8 = 3/2, yani 3:2’dir. Oran, iki ya da daha fazla büyüklüğün birbirine göre kıyaslanmasını sağlar. Bu nedenle sadece “hangisi büyük?” sorusuna cevap vermez, büyüklükler arasındaki ilişkiyi düzenli ve okunur şekilde gösterir. Oran yazımında sadeleştirme yapmak çok önemlidir; çünkü en yalın biçim, soruyu anlamayı kolaylaştırır ve yanlış karşılaştırmanın önüne geçer.
Oran ile yüzde arasında güçlü bir bağ vardır. Yüzde de bir tür oransal ifadedir; bir sayının yüzlük ölçeğe göre payını anlatır. Bu yüzden bazı sorularda yüzdeyi orana dönüştürmek ya da oranı yüzde olarak yorumlamak gerekir. Özellikle bir bütünden alınan pay, dağılım ya da karşılaştırma sorularında bu iki kavram birbirine yaklaşır. KPSS’de adayın bu ilişkileri hızlı kurabilmesi beklenir.
Oran sorularında sık yapılan hata, verilen sayıları doğrudan yazmak ama sadeleştirmeyi unutmak olur. Oysa oranı en yalın biçimde yazmak, sorunun yapısını doğru anlamayı sağlar. 12 ile 8 örneğinde 12:8 yazmak da mümkündür; fakat bu yazım henüz son biçim değildir. Ortak bölenlerle sadeleştirildiğinde 3:2 elde edilir ve bu, karşılaştırmayı açık hale getirir. Yüzde sorularında da benzer şekilde sade düşünmek gerekir: Önce aranan parçayı, sonra oranı kurmak daha güvenlidir.
Aritmetik Ortalama ve Veri Düşüncesi
Bir veri grubunun aritmetik ortalaması, tüm değerlerin toplamının değer sayısına bölünmesiyle bulunur. Bu tanım, istatistikteki en temel ölçülerden biridir ve sınavlarda çok sık kullanılır. Örneğin 4, 6 ve 8 sayılarının aritmetik ortalaması (4 + 6 + 8) / 3 = 6’dır. Burada önemli olan, sadece toplamı değil, toplamı kaç değerin oluşturduğunu da dikkate almaktır. Ortalama, verilerin genel düzeyini gösterir; tek tek değerlerden ziyade grubun ortak seviyesini anlatır.
Aritmetik ortalama soruları genellikle kısa görünür, fakat dikkat gerektirir. Çünkü aday bazen toplamı doğru bulup bölmeyi unutur, bazen de değer sayısını yanlış sayar. Özellikle üçlü, dörtlü ya da daha fazla veri içeren sorularda, verileri düzenli okumak gerekir. Ortalama kavramı, bir grubun genel eğilimini özetlediği için, farklı büyüklükteki değerlerin tek bir temsilî değerle ifade edilmesini sağlar. Bu yönüyle hem veri yorumlamada hem de işlem pratiğinde önemlidir.
Sınavda ortalama soruları bazen doğrudan sayı listesi vererek gelir, bazen de bir durumun içinde saklanmış olarak sorulur. Böyle durumlarda adayın önce verileri ayıklaması, sonra toplam ve adet ilişkisini kurması gerekir. Ortalama, oran ve yüzdeyle de bağlantı kurabilir; çünkü her üçü de bir ilişkiyi tek bir sayısal biçimde ifade etmeye çalışır. Bu yüzden bu konuların birlikte öğrenilmesi, soru çözüm hızını artırır.
Denklem Kurma ve Bilinmeyeni Bulma
Birinci dereceden ax + b = c denkleminde, a sıfırdan farklı olmak koşuluyla bilinmeyen x = (c − b) / a biçiminde bulunur. Bu yapı, matematikte bilinmeyenli işlemleri düzenli ve sistemli çözmenin temel yoludur. Denklem, bir ilişkinin eşitliğini kurar; x ise bu eşitliği sağlayan değeri temsil eder. Örneğin 3x + 5 = 20 denkleminde x = (20 − 5) / 3 = 5 bulunur.
Bu tür denklemler özellikle sınavda işlemi düzenli düşünme becerisini ölçer. Adayın önce sabit terimi ayırması, sonra kalan farkı a’ya bölmesi gerekir. Formülün özü aslında şudur: önce c ile b arasındaki fark bulunur, sonra bu fark a’ya bölünür. Böylece x tek başına bırakılır. Bu yöntem kısa görünse de arkasında eşitliğin iki tarafını dengeleme mantığı vardır. Bu mantığı anlayan aday, soruyu sadece ezberle değil, anlamla çözmüş olur.
Denklemler, geometri sorularında da dolaylı biçimde karşımıza çıkabilir. Uzunluklar, çevreler, parçalar ya da birbirine bağlı ölçüler verildiğinde bilinmeyeni bulmak için bir ilişki kurmak gerekir. Bu yüzden denklem çözmeyi bilmek, geometri sorularında da fayda sağlar. Özellikle verilen bilgilerden bir parçanın değeri çıkarılacaksa, x’in nasıl yalnız bırakılacağına odaklanmak gerekir. Burada önemli olan işlemleri karıştırmadan düzenli ilerlemektir.
Olasılık Düşüncesi
Eşit olasılıklı bir deneyde bir olayın olasılığı, istenen durum sayısının tüm olası durum sayısına bölünmesiyle bulunur. Bu tanım, olasılık konusunun temelidir ve çok net bir mantığa dayanır. Bir deneyde tüm sonuçlar eşit şansa sahipse, belirli bir sonucun çıkma ihtimali, onun kaç tane uygun durumu olduğuna göre ölçülür. Örneğin bir zar atıldığında çift sayı gelme olasılığı 3/6 = 1/2’dir.
Bu örnekte toplam olası durum sayısı altıdır, çünkü zarın altı yüzü vardır. Çift sayılar ise 2, 4 ve 6 olduğundan uygun durum sayısı üçtür. Uygun durumların tüm durumlara oranı 3/6 olur ve bu da 1/2’ye sadeleşir. Olasılık sorularında en önemli nokta, önce deneyin tüm olası sonuçlarını doğru saymak, sonra istenen durumu bunların içinde ayırmaktır. Yanlış sayım yapılırsa sonuç da yanlış olur.
KPSS’de olasılık, çoğu zaman kısa ve temel düzeyde gelir. Ama bazen adayın dikkatini dağıtmak için farklı ifadeler kullanılabilir. Bu nedenle “istenen durum” ile “tüm durum” ayrımını net tutmak gerekir. Eşit olasılıklı bir deneyde oran mantığı çalışır; yani olasılık aslında bir çeşit oran yazımıdır. Bu bağlantı, konuyu daha iyi anlamayı sağlar. İstenen durum sayısı arttıkça olasılık yükselir; toplam durum sayısı arttıkça, istenen durum sabitse olasılık düşer.
Birim Dönüşümleri ve Ölçme Mantığı
Temel uzunluk ve zaman birimleri çevrilirken 1 km = 1000 m, 1 m = 100 cm, 1 saat = 60 dakika ve 1 dakika = 60 saniye eşitlikleri kullanılır. Bu eşitlikler, ölçme sorularında en güvenilir dayanak noktalarıdır. Çünkü farklı birimleri karşılaştırmak ya da aynı birime dönüştürmek için önce bu temel ilişkiyi bilmek gerekir. Örneğin 3 km = 3000 m; 2 saat = 120 dakika olur.
Birim dönüşümleri, geometriyle çok yakından bağlantılıdır. Uzunluk ölçüsü, şekillerin kenarlarını, çevre ilişkilerini ve parçalar arasındaki farkı anlamak için gereklidir. Zaman ölçüsü ise doğrudan geometriye bağlı görünmeyebilir; ancak sınavda ölçme, karşılaştırma ve problem kurma açısından temel bir araçtır. Dönüşüm yapılmadan işlem yapmak çoğu zaman yanlış sonuca götürür. Bu yüzden önce birim eşitliğini kurmak, sonra çeviriyi yapmak gerekir.
Dönüşüm sorularında en sık yapılan hata, katsayıları karıştırmaktır. Örneğin kilometreyi metreye çevirmek için 1000 ile çarpmak gerekirken, metreden kilometreye giderken 1000’e bölmek gerekir. Benzer şekilde saatten dakikaya geçerken 60 ile çarpılır, dakikadan saate geçerken 60’a bölünür. Bu yön farkı çok önemlidir. Sınavda sayı doğru olsa bile birim yanlışsa cevap yanlış kabul edilir. Bu nedenle sadece işlemi değil, birimin yönünü de dikkatle okumak gerekir.
Konu Arasındaki Bağlantılar
Bu başlık altında işlenen konular ilk bakışta ayrı gibi görünse de, sınav mantığında birbirine bağlanan araçlardır. Geometri, uzamsal ilişkileri anlamaya dayanır; bu ilişkiler bazen uzunluk, bazen oran, bazen de parçaların karşılaştırılmasıyla ifade edilir. Bir şeklin kenar uzunlukları üzerinden soru sorulduğunda birim dönüşümü gerekebilir. Bir alan ya da kenar ilişkisi doğrudan verilmemişse denklem kurmak gerekebilir. Sonuçta geometri yalnızca çizim değil, aynı zamanda yorum ve ölçü ilişkisidir.
Bölünebilme kuralları da bu anlamda yardımcı düşünme araçlarıdır. Bir sayının hızlıca 2, 3, 4, 5, 9 veya 10 ile bölünüp bölünmediğini bilmek, uzun işlemleri azaltır. Oran ve yüzde, nicelikler arasındaki bağı açıklar. Ortalama, bir veri grubunu tek bir temsilî değere indirger. Olasılık, uygun durumların tüm duruma oranı şeklinde düşünülür. Birim dönüşümleri ise tüm bu ilişkileri doğru ölçekte ifade etmeyi sağlar. Bu yüzden bu başlıklar birbirinden kopuk değil, aynı sınav aklının parçalarıdır.
Özellikle oran, yüzde ve olasılık arasında ciddi bir ortak düşünme zemini vardır. Üçünde de bir parçanın bütüne göre konumu önemlidir. Yüzde, bütünün 100 üzerinden payını; oran, iki büyüklüğün birbirine göre durumunu; olasılık ise uygun durumların tüm durumlara göre payını anlatır. Bu benzerlikleri fark eden aday, soruları daha hızlı çözer. Aynı şekilde aritmetik ortalama da verilerin bütün içindeki genel seviyesini gösterir. Denklem ise bu ilişkilerdeki bilinmeyeni yakalamaya yarar.
Sık Karıştırılan Noktalar
En çok karıştırılan alanlardan biri 3 ile 9 bölünebilme kurallarıdır. İkisinde de rakamlar toplamı kullanılır, fakat 3 için toplamın 3’ün katı olması yeterlidir; 9 için toplamın 9’un katı olması gerekir. Bu farkı gözden kaçırmak, doğru cevabı yanlış işaretlemeye yol açar. Bir diğer karışıklık 2, 4, 5 ve 10 kuralları arasındadır. 2’de sadece son basamak çift olmalıdır; 4’te son iki basamak kontrol edilir; 5’te son basamak 0 veya 5 olmalıdır; 10’da ise son basamak 0 olmalıdır.
Yüzde hesaplarında da adaylar bazen formülü ters kurabilir. Doğru yapı, sayıyı yüzde ile çarpıp 100’e bölmektir. Oran sorularında ise sadeleştirmeyi unutmak yaygın bir hatadır. Oysa oranın en yalın biçimi, karşılaştırmayı temiz hale getirir. Aritmetik ortalamada toplamı değer sayısına bölmeyi unutmamak gerekir. Denklemde ise x’i yalnız bırakırken işlem sırası karışabilir; bu yüzden önce sabit kısmı ayırmak, sonra a’ya bölmek güvenli yöntemdir.
Olasılıkta en çok hata, tüm olası durumları eksik saymaktır. Çift sayı örneğinde zarın 2, 4 ve 6 yüzleri doğru sayılmalıdır. Birim dönüşümlerinde ise birimi değiştirmeden sonucu yazmak ya da çarpma-bölme yönünü karıştırmak yanlışlara yol açar. 1 km’nin 1000 m olduğu bilgisi, kilometreden metreye geçerken çarpma yapmayı gerektirir. Aynı mantık zaman birimlerinde de geçerlidir: 1 saat 60 dakika, 1 dakika 60 saniyedir.
Kısa Tekrar ve Sınav Bakışı
Bu konuların tamamında ortak bir düşünce vardır: verilen bilgiyi doğru okumak, uygun kuralı seçmek ve gereksiz işlem yükünden kaçınmak. Geometri, uzamsal ilişkilerin dili olduğu için şekillerin, uzunlukların ve konumların birlikte düşünülmesini ister. Sayılarda ise bölünebilme kuralları, yüzde, oran, ortalama, denklem, olasılık ve birim dönüşümleri hızlı ve doğru çözüm için temel araçlardır. Bunların her biri kısa bir kural gibi görünse de arkasında güçlü bir mantık taşır.
Sınavda başarılı olmak için yalnızca formülü bilmek yetmez; hangi soruda hangi formülün kullanılacağını da ayırt etmek gerekir. Bir sayı için bölünebilme kontrolü gerekiyorsa son basamaklara ya da rakamlar toplamına bakılır. Bir miktarın yüzdesi isteniyorsa çarpıp 100’e bölmek gerekir. İki büyüklüğün ilişkisi soruluyorsa oran sadeleştirilir. Verilerin genel değeri soruluyorsa toplam değer sayıya bölünür. Bilinmeyen varsa denklem çözülür. Eşit olasılıklı bir olayda uygun durumların toplam durumlara oranı alınır. Ölçüler farklıysa birim dönüşümü yapılır.
Bu konular bir arada öğrenildiğinde, aday sadece tek tek kuralları değil, problem çözme düzenini de öğrenmiş olur. Geometri sorularında görülen uzamsal ilişkiler, ölçme ve oranla daha anlaşılır hale gelir. Sayı kuralları işlem hızını artırır. Yüzde, oran ve olasılık ise günlük dildeki karşılaştırmaları matematik diline çevirir. Bu nedenle her bir başlığı ayrı bir ezber maddesi gibi değil, aynı sınav düşüncesinin parçaları gibi görmek en doğru yaklaşımdır.
Sonuç
Geometri, matematiğin uzamsal ilişkilerle ilgilenen alt dalı olarak, şekilleri ve ölçüleri anlamanın temelini oluşturur. Bunun yanında bölünebilme kuralları, yüzde, oran, ortalama, denklem, olasılık ve birim dönüşümleri de KPSS Ortaöğretim’de sık kullanılan temel araçlardır. Her biri kendi içinde kısa bir kurala sahip olsa da, doğru yorumlandığında birbirini tamamlayan bir sistem kurar.
Bu anlatımın ana amacı, konuları ayrı ayrı ezberletmek değil, onları birlikte ve mantıklı bir düzen içinde kavratmaktır. Böylece aday, soru gördüğünde hangi kapının açılacağını daha hızlı fark eder. Sonuçta sınav başarısı, yalnızca bilgiyi bilmekten değil, bilgiyi doğru yerde ve doğru biçimde kullanabilmekten geçer.
Matematik diğer konular
Geometri örnek soruları
Bu konudan özgün sorular, doğru cevaplarıyla birlikte. Tam çözüm her sorunun kendi sayfasında.
Buna göre, dikdörtgenin alanı kaç santimetrekaredir?
Doğru cevap: 126
Açıklama: Alan = 9 × 14 = 126.
Şıkları ve tam çözümü görTabloya göre beş dersin not ortalaması ile en yüksek not arasındaki fark kaçtır?
Doğru cevap: 12
Açıklama: Toplam = 390, ortalama = 78, en yüksek = 90, fark = 12... Hayır: 90 − 78 = 12? Kontrol: (85+70+90+65+80)/5 = 390/5 = 78; 90 − 78 = 12. Doğru şık D.
Şıkları ve tam çözümü görMehmet'in beş sınavdan aldığı notların aritmetik ortalaması 74'tür. Mehmet ilk dört sınavdan sırasıyla 68, 72, 80 ve 70 almıştır. Buna göre Mehmet'in beşinci sınavdan aldığı not kaçtır?
Doğru cevap: 80
Açıklama: Toplam = 74 × 5 = 370. İlk dört notun toplamı = 68 + 72 + 80 + 70 = 290. Beşinci not = 370 − 290 = 80.
Şıkları ve tam çözümü görBir torbada 4 kırmızı, 3 mavi ve 5 yeşil bilye bulunmaktadır. Torbadan rastgele çekilen tek bir bilyenin kırmızı veya yeşil olma olasılığı kaçtır?
Doğru cevap: 3/4
Açıklama: Toplam bilye = 12. Kırmızı veya yeşil = 4 + 5 = 9. Olasılık = 9/12 = 3/4.
Şıkları ve tam çözümü görBir dikdörtgenin uzun kenarı, kısa kenarının %25 fazlasıdır. Kısa kenar 40 cm olduğuna göre, dikdörtgenin çevresi kaç cm'dir?
Doğru cevap: 180
Açıklama: Uzun kenar = 40 × 1,25 = 50 cm; çevre = 2 × (40 + 50) = 180 cm.
Şıkları ve tam çözümü görAhmet, 840 TL değerindeki bir ürünü %25 indirimle satın almak istemektedir. Buna göre Ahmet bu ürünü kaç TL'ye satın alır?
Doğru cevap: 630 TL
Açıklama: İndirim miktarı 840 × 25 / 100 = 210 TL; ödenen tutar 840 − 210 = 630 TL.
Şıkları ve tam çözümü görx ve y pozitif tam sayıları 3x − y = 7 ve x : y = 1 : 2 koşullarını sağladığına göre, x + y kaçtır?
Doğru cevap: 21
Açıklama: x:y = 1:2 → y = 2x. 3x − 2x = 7 → x = 7, y = 14, x + y = 21.
Şıkları ve tam çözümü görBir geometri sınavında Ahmet 72, Buse 88, Cem 64 ve Duru 80 puan almıştır. Bu dört öğrencinin sınav puanlarının aritmetik ortalaması kaçtır?
Doğru cevap: 76
Açıklama: (72 + 88 + 64 + 80) ÷ 4 = 304 ÷ 4 = 76.
Şıkları ve tam çözümü görBir markette Selin, 120 TL değerindeki ürünlerin 3/5'ini, Murat ise aynı ürünlerin 2/5'ini satın almıştır. Selin'in ödediği tutar ile Murat'ın ödediği tutarın oranı kaçtır?
Doğru cevap: 3 : 2
Açıklama: Selin 72 TL, Murat 48 TL öder; oran 72 : 48 = 3 : 2'dir.
Şıkları ve tam çözümü gör
Sıkça Sorulan Sorular
Kaynaklar ve içerik denetimi
Bu sayfa yapay zekâ destekli editoryal denetimden geçti.
Bu denetim ne anlama geliyor?