2026 KPSS Önlisans Tarih Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi Konu Anlatımı

4 hap bilgi · 11 kilit bilgi

Bu sayfada

Bu anlatım, I. Dünya Savaşı sonrasından II. Dünya Savaşı’nın bitimine ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan temel gelişmeleri ayrıntılı biçimde açıklar. Brest-Litovsk, TBMM’nin açılışı, Büyük Taarruz, saltanat ve halifeliğin kaldırılması, Lozan, Cumhuriyet, Milletler Cemiyeti, 1929 Krizi, Hitler’in iktidarı, Barbarossa, Japonya’nın teslimi ve Birleşmiş Milletler gibi başlıklar birbirleriyle bağlantılı şekilde işlenir.

Giriş

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi, yakın dönemin birbirini etkileyen büyük kırılmalarını anlamayı gerektirir. Bu dönemde yalnızca savaşlar değil, savaşların ardından kurulan yeni düzen, devletlerin birbirine yaklaşma ve uzaklaşma biçimleri, ekonomik sarsıntılar ve siyasal rejim değişiklikleri de önem kazanır. KPSS’de bu konular genellikle tarihleri, neden-sonuç ilişkileri ve aynı dönemde yaşanan gelişmelerin birbirine karıştırılmaması üzerinden sorulur. Bu yüzden olayları tek tek ezberlemek kadar, hangi gelişmenin hangisinin ardından geldiğini görmek de gerekir.

Bu anlatımda önce I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru ortaya çıkan ilk kritik gelişmelerden başlayıp Türkiye’nin Milli Mücadele sürecine, ardından Cumhuriyet’in kuruluşuna ve yeni devletin kurumsallaşmasına geçeceğiz. Sonrasında dünya ölçeğinde Milletler Cemiyeti, Locarno Antlaşması, 1929 Ekonomik Krizi, Hitler’in Almanya’da başbakan olması ve II. Dünya Savaşı’nın gelişimi ele alınacak. Böylece hem Türkiye tarihi hem de dünya tarihi aynı çerçevede anlaşılmış olacak.

I. Dünya Savaşı’nın Sonu ve Yeni Dönem

Çağdaş dönemin başlangıcında önemli eşiklerden biri Brest-Litovsk Antlaşması’dır. Antlaşma 3 Mart 1918’de imzalanmıştır ve bu bilgi sınavlarda doğrudan tarih olarak sorulabildiği gibi, hangi devletin savaştan çekildiğiyle birlikte de karşınıza çıkabilir. Antlaşmayı imzalayan taraf Rusya olmuştur ve böylece Rusya savaştan çekilmiştir. Bu nokta özellikle önemlidir; çünkü savaşın gidişatında büyük bir değişime işaret eder. Rusya’nın çekilmesi, savaş dengelerini etkileyen temel olaylardan biridir ve tarih sorularında çoğu zaman “hangi devlet ayrıldı” ya da “antlaşma ne zaman imzalandı” şeklinde sorulur.

Brest-Litovsk Antlaşması’nın sınav açısından önemi, yalnızca bir barış metni olmasından değil, savaşın tarafları arasındaki çözülmenin somut göstergelerinden biri olmasından gelir. Birinci Dünya Savaşı sürerken bazı devletler savaştan çekilmek zorunda kalmış, bu da yeni gelişmelerin önünü açmıştır. Bu nedenle antlaşmayı yalnızca bir tarih olarak değil, savaşın sona yaklaşan sürecindeki önemli bir dönüm noktası olarak düşünmek gerekir. Tarih ezberinde bu tür olaylar, “imza tarihi” ile “sonuç” birlikte öğrenildiğinde daha kalıcı olur.

Lozan’a Giden Yol ve Milli Mücadele

Türkiye tarihi açısından asıl büyük kırılma, Milli Mücadele döneminde yaşanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılmıştır. Bu tarih, hem milli egemenliğin simgesi olması hem de yeni bir siyasi merkezin doğuşunu göstermesi bakımından çok önemlidir. TBMM’nin açılması, mücadeleyi yürüten otoritenin ortaya çıkması anlamına gelir. KPSS’de bu bilgi çoğu zaman “nerede açılmıştır” sorusuyla birlikte gelir; doğru cevabın Ankara olduğu unutulmamalıdır.

TBMM’nin açılması, sadece bir meclis binasının faaliyete geçmesi değildir. Bu olay, Türk milletinin kendi kaderini doğrudan temsilcileri aracılığıyla belirleme iradesini gösterir. Bu yüzden 23 Nisan 1920, siyasi tarih açısından çok önemli bir başlangıç noktasıdır. Bunu takip eden süreçte askeri ve diplomatik mücadeleler birlikte ilerlemiştir. Milli Mücadele’nin başarıya ulaşması, yalnızca cephede kazanılan zaferlerle değil, bu zaferlerin devlet düzenine dönüşmesiyle tamamlanmıştır.

Bu süreçte Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi özel bir yere sahiptir. Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’de başlamış, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile kesin zafer kazanılmıştır. Sınavlarda bu iki tarih bir arada verilebilir; başlangıç ve kesin sonuç günü dikkatle ayrılmalıdır. 26 Ağustos, taarruzun başladığı gündür; 30 Ağustos ise zaferin kesinleştiği gündür. Bu ayrım önemlidir, çünkü bazen yalnızca bir gün sorulmaz, bir sürecin başlangıcı ile sonucu arasındaki fark ölçülür.

Büyük Taarruz’un sonucu, siyasi gelişmeleri hızlandırmıştır. Askeri başarı, diplomasiyi güçlendirmiş ve Türk tarafının elini masada kuvvetlendirmiştir. Milli Mücadele’nin savaş alanındaki başarısı ile uluslararası alanda tanınma süreci birbirine bağlıdır. Bu nedenle, Büyük Taarruz’dan sonra gelen gelişmeleri, askeri zaferin doğal devamı olarak okumak gerekir. KPSS soruları da çoğu zaman bu bağlantıyı kurmanızı bekler.

Saltanatın Kaldırılması ve Yeni Siyasi Düzen

Milli Mücadele’nin ardından devlet yapısında köklü değişiklikler yapılmıştır. Saltanat, 1 Kasım 1922’de TBMM tarafından kaldırılmıştır. Bu tarih, Osmanlı siyasi düzeninin sona erişi açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Sınavlarda bu bilgi, “hangi kurum tarafından kaldırıldı” sorusuyla birlikte gelir ve doğru cevap TBMM’dir. Yalnızca tarih değil, kararın kim tarafından alındığını da bilmek gerekir.

Saltanatın kaldırılması, yeni devletin egemenlik anlayışını da açıkça ortaya koyar. Artık egemenliğin kaynağı hanedan değil, millet iradesidir. Bu değişim, yalnızca bir unvanın kaldırılması değil, bir yönetim anlayışının terk edilmesidir. Bu nedenle 1 Kasım 1922, Türkiye’nin modernleşme sürecinde çok önemli bir basamak olarak değerlendirilir. TBMM’nin bu kararı alması, meclisin kurucu ve dönüştürücü rolünü gösterir.

Saltanatın kaldırılmasından sonra uluslararası barış görüşmelerinin zemini daha da netleşmiştir. Savaşın sona ermesi, yeni Türk devletinin tanınma sürecini hızlandırmıştır. Burada en önemli belge Lozan Barış Antlaşması’dır. Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan kentinde imzalanmıştır. Bu tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınması açısından son derece önemlidir. Sınavlarda hem tarih hem de yer sorulabilir; bu yüzden İsviçre’nin Lozan kenti bilgisi dikkatle öğrenilmelidir.

Lozan’ın önemi sadece bir antlaşma olması değildir. Bu antlaşma, Milli Mücadele’nin askeri başarısının diplomatik başarıyla tamamlandığını gösterir. Bu nedenle 24 Temmuz 1923, yeni devletin dış dünyadaki konumunun belirginleştiği bir tarihtir. KPSS’de Lozan ile ilgili sorular genellikle Cumhuriyet’in ilanına giden süreci anlamayı gerektirir. Bu yüzden Lozan’ı, Cumhuriyet öncesinin son büyük aşaması olarak düşünmek yerinde olur.

Cumhuriyetin İlanı ve Kurucu Dönem

Lozan’dan sonra en önemli aşama Cumhuriyet’in ilanıdır. Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edilmiş ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu bilgi, hem tarih hem de siyasal dönüşüm bakımından sınavların temel konularındandır. 29 Ekim, yeni yönetim biçiminin resmen kabul edildiği gündür. Mustafa Kemal’in ilk cumhurbaşkanı seçilmesi ise bu düzenin başına seçilmiş bir devlet başkanının geçtiğini gösterir.

Cumhuriyet’in ilanı, Milli Mücadele’nin yalnızca bir savaş zaferi olmadığını, aynı zamanda yeni bir devlet kurma süreci olduğunu kanıtlar. Bu nedenle 29 Ekim 1923, modern Türkiye tarihinin en temel dönüm noktalarından biridir. Sınavlarda bu tarih genellikle “hangi olayın ilan edildiği” şeklinde sorulur. Cumhuriyetin ilanı ile saltanatın kaldırılması arasında güçlü bir bağ vardır; biri eski düzenin sona erişini, diğeri yeni düzenin resmiyet kazanmasını ifade eder.

Cumhuriyetin ilanı, devletin yönetim biçimini kalıcı şekilde belirler. Bu aşamadan sonra yapılan düzenlemeler, yeni rejimin kurumsallaşmasına hizmet etmiştir. Bu kurumsallaşma adımlarından biri de halifeliğin kaldırılması ve eğitim alanındaki düzenlemedir. Bu iki gelişme aynı gün gerçekleştiği için sınavlarda birlikte hatırlanmalıdır. Çünkü tarih ezberinde aynı gün yaşanan olaylar, birbirine karıştırılmaya çok müsaittir.

3 Mart 1924’te Halifeliğin Kaldırılması ve Eğitimde Birlik

Halifelik 3 Mart 1924’te kaldırılmıştır; aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiştir. Bu bilgi çok önemlidir çünkü iki ayrı fakat birbiriyle bağlantılı dönüşüm aynı tarihte gerçekleşmiştir. Halifeliğin kaldırılması, siyasal ve dinsel otoritenin yeni Cumhuriyet düzeni içinde yeniden tanımlandığını gösterir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ise eğitimde birliği sağlamaya yöneliktir. Bu iki gelişme birlikte düşünüldüğünde, yeni devletin hem yönetim hem de eğitim alanında merkezî ve çağdaş bir yapı kurmak istediği anlaşılır.

Sınavlarda 3 Mart 1924 tarihi çoğu zaman iki farklı olayla birlikte sorulur. Bu yüzden adayın yalnızca “halifelik kaldırıldı” diye bilmesi yetmez; aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edildiğini de hatırlaması gerekir. Tarih sorularında aynı günkü gelişmeleri ayırabilmek, puan kazandırır. Halifeliğin kaldırılması, Cumhuriyet’in kurumsallaşma sürecinde önemli bir adım olarak görülürken, eğitimde birlik de toplumu modernleştirme hedefinin bir parçasıdır.

Bu aşamada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiştir, 1924’te ise Cumhuriyet’in yapısı daha da sağlamlaştırılmıştır. Yani 29 Ekim 1923 yeni rejimin ilanıysa, 3 Mart 1924 bu rejimin derinleştirilmesi ve pekiştirilmesidir. Böylece siyasi dönüşüm sadece sembolik bir değişim olarak kalmamış, devlet hayatının çeşitli alanlarına yansımıştır.

Dünya Barış Düzeni ve Milletler Cemiyeti

I. Dünya Savaşı sonrasında dünya barışını korumak için yeni uluslararası kuruluşlar oluşturulmuştur. Bunların en önemlilerinden biri Milletler Cemiyeti’dir. Milletler Cemiyeti 10 Ocak 1920’de kurulmuştur. Bu kuruluşun amacı, savaş sonrası dünyada devletler arasında bir düzen ve iş birliği ortamı sağlamaktı. Sınavlarda kuruluş tarihi doğrudan sorulabilir, bu yüzden 10 Ocak 1920 tarihini net şekilde bilmek gerekir.

Milletler Cemiyeti’nin kuruluşu, savaşın yıkıcılığından sonra uluslararası barışı kurma çabasının simgesidir. Ancak bu tür kuruluşlar, yalnızca varlıklarıyla değil, üye devletlerin katılımı ve uluslararası meşruiyet sağlamasıyla anlam kazanır. Türkiye açısından önemli gelişme, Türkiye’nin 1932’de Milletler Cemiyeti’ne katılmasıdır. Bu bilgi, Cumhuriyet’in uluslararası alanda kabul görmesi bakımından önem taşır. 1932 yılı, Türkiye’nin dış ilişkilerinde yeni bir aşamaya işaret eder.

Türkiye’nin 1932’de katılması, genç Cumhuriyet’in dünya düzeninde yerini aldığını gösterir. Bu, iç reformların dış politika düzeyinde de karşılık bulduğunu anlatır. KPSS’de bu bilgi, genellikle kuruluş tarihi ile Türkiye’nin katıldığı yılın karıştırılması üzerinden ölçülür. Bu nedenle 10 Ocak 1920 kuruluş, 1932 ise Türkiye’nin katılım yılı olarak ayrı ayrı öğrenilmelidir. Aynı başlık altında ama farklı tarihleri bilmek, soru çözümünde büyük kolaylık sağlar.

Dünya Siyasetinde Savaşın Gölgesi

1920’li yıllardan sonra dünya yeniden büyük bir sarsıntıya doğru ilerlemiştir. Bu dönemin en önemli ekonomik olaylarından biri 1929 Ekonomik Krizi’dir. Kriz, ABD’de New York Borsası’nın çökmesiyle başlamıştır. Bu bilgi çok kritiktir; çünkü krizlerin bazen bir olayla, bir finansal kırılmayla başlayabildiğini gösterir. Sınavlarda krizle ilgili sorularda başlangıç noktası özellikle istenir ve doğru cevap New York Borsasının çökmesidir.

1929 Ekonomik Krizi yalnızca ekonomik bir dalgalanma değil, siyasal sonuçları da olan büyük bir sarsıntıdır. Ekonomik bozulma, toplumları etkiler; bu da siyasal eğilimleri değiştirebilir. Tarih çalışırken bu tür krizleri yalnızca para ve ticaret konusu olarak görmemek gerekir. Çünkü ekonomik krizin ardından ülkelerde farklı yönetim anlayışları güç kazanabilir, siyasal gerilimler artabilir. Bu nedenle 1929 Krizi, sonraki büyük savaşın arka planını anlamak için önem taşır.

KPSS’de bu başlık çoğu zaman “hangi olayla başladı” diye sorulur. Yanıtın New York Borsasının çökmesi olduğunu net biçimde bilmek gerekir. Bu tip sorularda “ABD’de” ifadesi de önemlidir; çünkü olayın merkezini doğru göstermek gerekir. Krizin dünya geneline yayılması, yakın dönemin en önemli meselelerinden biri olmuştur. Böylece ekonomik sarsıntı, siyasi tarih içinde geniş bir etki alanına sahip olur.

II. Dünya Savaşı’na Giden Yol

1930’lu yıllar, dünya tarihinin en kritik hazırlık dönemlerinden birini oluşturur. Bu dönemde Almanya’da Adolf Hitler 30 Ocak 1933’te başbakan olmuştur. Bu tarih, savaş öncesi Avrupa’da güç dengelerinin değiştiğini gösteren çok önemli bir gelişmedir. Sınavlarda Hitler’in iktidara gelişi sorulurken tarih, ülke ve makam birlikte hatırlanmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken, başbakanlık görevinin 30 Ocak 1933’te başlamasıdır.

Hitler’in başbakan olması, II. Dünya Savaşı’na giden yolun önemli basamaklarından biridir. Bu gelişme, sonraki yıllarda Avrupa’da savaş ortamının derinleşmesine zemin hazırlamıştır. Tarih sorularında bu olay genellikle savaşın başlangıcına giden süreç içinde değerlendirilir. Bu nedenle 1933 yılı sadece bir siyasi atama yılı değil, aynı zamanda uluslararası gerilimin artmaya başladığı bir dönüm noktasıdır.

II. Dünya Savaşı 1939 yılında başlamış, 1945 yılında sona ermiştir. Bu geniş zaman aralığı, savaşın uzun ve yıkıcı bir süreç olduğunu gösterir. Sınavlarda bu aralık bazen başlangıç ve bitiş yılı olarak sorulur, bazen de savaşın hangi yıllar arasında sürdüğü istenir. 1939-1945 bilgisi, çağdaş dünya tarihinin temel ezberlerinden biridir. Bu savaş, önceki ekonomik ve siyasi gelişmelerin ardından ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Hitler’in 1933’te başbakan olması ile savaşın 1939’da başlaması arasında bir hazırlık süresi bulunduğu anlaşılır.

Savaşın ilerleyen yıllarında doğu cephesinde de büyük gelişmeler yaşanmıştır. Barbarossa Harekâtı 22 Haziran 1941’de başlamıştır. Bu tarih, savaşın genişlemesi açısından önemlidir. KPSS’de bu bilgi çoğu zaman savaş içindeki cephe hareketleriyle ilgili sorulur. Barbarossa Harekâtı’nın başlangıç tarihi net biçimde bilinmelidir; çünkü tarih sorularında birkaç yıl yerine kesin gün istenebilir. 22 Haziran 1941, savaşın seyrini etkileyen önemli bir aşamadır.

Bu tür askerî harekâtlar, savaşın yalnızca tek bir cephede sürmediğini gösterir. II. Dünya Savaşı, farklı coğrafyalarda eş zamanlı gelişen büyük bir çatışmadır. Barbarossa Harekâtı’nın başlangıcı da bu çok cepheli yapının önemli örneklerinden biridir. Adayın bu bilgiyi, savaşın genel akışı içinde konumlandırması gerekir. Böylece olay bir tarih ezberi olmaktan çıkıp anlamlı bir bütünün parçası haline gelir.

Savaşın Sonu ve Teslimiyet

II. Dünya Savaşı’nın sonuna gelindiğinde önemli teslimiyetler yaşanmıştır. Bunlardan biri Japonya’nın kayıtsız şartsız teslim olmasıdır. Japonya, 14 Ağustos 1945’te kayıtsız şartsız teslim olmuştur. Bu tarih, savaşın sona ermesine giden en kritik adımlardan biridir. Sınavlarda bu bilgi sorulduğunda yalnızca “teslim oldu” demek yetmez; kayıtsız şartsız teslim ve tarih birlikte bilinmelidir.

14 Ağustos 1945 tarihi, savaşın son dönemini anlamak açısından önem taşır. Çünkü bu teslimiyet, II. Dünya Savaşı’nın bitiş sürecinde belirleyici gelişmelerden biri olmuştur. Sınav mantığında “hangi ülke”, “hangi tarihte” ve “hangi statüde teslim oldu” soruları birlikte gelebilir. Bu yüzden Japonya’nın kayıtsız şartsız teslimi ifadesini doğrudan öğrenmek gerekir. Böylece hem olayın niteliği hem de zamanı doğru hatırlanır.

Savaşın 1945 yılında sona ermesi, dünya düzeninde yeni bir dönemin başladığını gösterir. Bu noktada savaşın ardından uluslararası yapının yeniden kurulması ihtiyacı doğmuştur. Çünkü 1939-1945 arasındaki çatışma, yalnızca askeri değil, siyasal ve diplomatik sonuçlar da üretmiştir. Bu sonuçların en önemlisi yeni bir uluslararası örgütlenmenin ortaya çıkmasıdır.

Birleşmiş Milletler ve Yeni Uluslararası Düzen

Savaşın ardından dünya, yeni bir barış düzeni kurmaya yönelmiştir. Türkiye, Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında yer almıştır. Bu bilgi, Türkiye’nin savaş sonrası uluslararası düzende yer aldığını gösterir. Sınavlarda bu tür bilgiler özellikle Türkiye’nin dış politika başarısı ve uluslararası örgütlerdeki konumu açısından önemlidir. Kurucu üyelik, yalnızca sonradan katılım anlamına gelmez; doğrudan kuruluş aşamasında yer alma anlamı taşır.

Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında yer almak, Türkiye’nin savaş sonrası yeni uluslararası sisteme dahil olduğunu gösterir. Bu, Cumhuriyet’in dış politikadaki konumunu güçlendiren bir gelişmedir. KPSS’de bu başlık, genellikle Milletler Cemiyeti ile karıştırılmamalıdır. Milletler Cemiyeti 1920’de kurulmuş, Türkiye ise 1932’de katılmıştır. Birleşmiş Milletler’de ise Türkiye kurucu üyeler arasında yer almıştır. Bu üç bilgi bir arada düşünüldüğünde, Türkiye’nin uluslararası örgütlerle ilişkilerinin farklı dönemleri netleşir.

Sık Karıştırılan Noktalar

Bu konu alanında en çok karıştırılan husus, tarihler arasındaki yakınlıktır. Örneğin 23 Nisan 1920’de TBMM açılmıştır; 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiştir; 3 Mart 1924’te halifelik kaldırılmış ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edilmiştir. Bu üç tarih, Türkiye’nin devlet yapısındaki aşamaları gösterir. Bunları sırayla öğrenmek, hem kronolojiyi hem de mantığı kavramayı sağlar.

Bir diğer karıştırılan nokta, savaş ve antlaşma tarihleridir. Brest-Litovsk Antlaşması 3 Mart 1918’de imzalanmış, Rusya bu antlaşmayı imzalayarak savaştan çekilmiştir. Lozan Barış Antlaşması ise 24 Temmuz 1923’te imzalanmıştır. İlki savaşın sona yaklaşan döneminde bir cephe devletinin çekilmesini gösterirken, ikincisi Milli Mücadele’nin diplomatik sonucunu ifade eder. Bu iki antlaşmayı yer, tarih ve sonuç bakımından birbirine karıştırmamak gerekir.

Dünya tarihindeki diğer önemli ayrım, Milletler Cemiyeti ile Birleşmiş Milletler arasındadır. Milletler Cemiyeti 10 Ocak 1920’de kurulmuştur ve Türkiye 1932’de bu kuruluşa katılmıştır. Birleşmiş Milletler’de ise Türkiye kurucu üyeler arasındadır. Bu nedenle biri “sonradan katılım”, diğeri “kurucu üyelik” ile hatırlanmalıdır. Sınavlarda örgüt isimleri yakın görünse de işlevleri ve zamanları farklıdır; dikkatli okumak gerekir.

Aynı şekilde 1929 Ekonomik Krizi ile II. Dünya Savaşı arasındaki ilişki de önemlidir. Kriz, ABD’de New York Borsası’nın çökmesiyle başlamış; ardından dünya siyasetini etkileyen büyük bir sarsıntıya dönüşmüştür. Hitler’in 30 Ocak 1933’te başbakan olması ve ardından savaşın 1939’da başlaması, bu dönemin birbirine bağlı halkalarıdır. Tarih soruları çoğu zaman yalnızca bir yılı değil, neden-sonuç zincirini anlamayı ölçer. Bu yüzden olaylar arasındaki bağlantıyı kurmak çok değerlidir.

Toparlayıcı Bakış

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi, birbiri ardına gelen büyük dönüşümlerden oluşur. 1918’de Brest-Litovsk Antlaşması ile Rusya savaştan çekilmiş, 1920’de Milletler Cemiyeti kurulmuş, aynı yıl TBMM açılmıştır. 1922’de Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile askeri zafer kazanılmış, saltanat kaldırılmıştır. 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmış, Cumhuriyet ilan edilmiştir. 1924’te halifelik kaldırılmış ve eğitim alanında birlik sağlanmıştır.

Dünya ölçeğinde ise 1929 Ekonomik Krizi New York Borsası’nın çökmesiyle başlamış, 1933’te Hitler Almanya’da başbakan olmuş, 1939-1945 arasında II. Dünya Savaşı yaşanmıştır. Bu savaş sırasında Barbarossa Harekâtı 22 Haziran 1941’de başlamış, Japonya 14 Ağustos 1945’te kayıtsız şartsız teslim olmuştur. Savaşın ardından Türkiye, Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında yer almıştır. Tüm bu gelişmeler birlikte düşünüldüğünde, modern dünyanın ve modern Türkiye’nin nasıl şekillendiği daha açık anlaşılır.

KPSS açısından en doğru çalışma yöntemi, bu olayları yalnızca tarih olarak ezberlemek değil, birbirine bağlamaktır. Hangi olay savaşın sonuna, hangisi Cumhuriyet’in kuruluşuna, hangisi yeni dünya düzenine aittir; bu ayrımları yapabildiğinizde sorular daha kolay çözülür. Özellikle aynı yıla yakın gelişmelerde gün, ay ve yıl ayrımına dikkat etmek gerekir. Böylece hem bilgi doğruluğu artar hem de karışıklık azalır.

Sonuç olarak bu dönem, Türkiye’nin imparatorluktan ulus devlete geçişini ve dünyanın iki büyük savaş arasındaki dönüşümünü anlatır. TBMM’nin açılışından Cumhuriyet’in ilanına, Milletler Cemiyeti’nden Birleşmiş Milletler’e uzanan çizgi, yakın tarihimizin temel omurgasını oluşturur. Bu omurgayı sağlam öğrendiğinizde, çağdaş tarih sorularında yalnızca ezber yapmış olmazsınız; olayların neden yaşandığını ve birbirini nasıl etkilediğini de kavramış olursunuz.

Tarih diğer konular

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi örnek soruları

Bu konudan özgün sorular. Her sorunun çözümünü ve açıklamasını kendi sayfasında inceleyebilirsin.

Sıkça Sorulan Sorular

30 Ocak 1933’te Adolf Hitler Almanya’da başbakan oldu.

Sınav ve ders seç, yapay zeka senin için özgün sorular üretsin; online çöz veya PDF indir.