İçeriğe geç
Akıllı Soru

2026 DGS Türkçe Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

4 hap bilgi · 8 kilit bilgi

Bu konudan test çözÖzgün soruları online çöz, anında doğru cevabı ve açıklamasını gör.Deneme PDF olarak indir (cevap anahtarı dahil)
Bu sayfada

Bu anlatımda sözcükte anlam konusunun temel başlıkları olan mecaz, terim, eş anlamlı, yakın anlamlı, zıt anlamlı, sesteş, somut anlamlı sözcükler ve ikilemeler ayrıntılı biçimde ele alınır. Her başlık, tanımıyla birlikte kullanım mantığı, ayırt edici yönleri ve sınavda nasıl sorulabileceği açısından açıklanır.

Sözcükte Anlamın Temeli

Sözcükte anlam konusu, bir kelimenin yalnızca sözlükteki karşılığını bilmekten daha fazlasını ister. DGS gibi sınavlarda asıl ölçülen şey, sözcüğün cümle içinde hangi anlam katmanıyla kullanıldığını fark edebilme becerisidir. Bu yüzden bir sözcüğü ezberlemek yetmez; o sözcüğün hangi durumda gerçek anlamda, hangi durumda başka bir anlamda kullanıldığını ayırt etmek gerekir.

Bu konu, Türkçenin en canlı alanlarından biridir. Aynı sözcük bazen bildiğimiz, günlük kullanımda karşılaştığımız anlamıyla gelirken bazen de benzetme, ilgi kurma, mesleki kullanım ya da kalıplaşmış bir yapı içinde bambaşka bir görev üstlenir. Sınavlarda da tam bu nedenle sözcüğün anlamı tek başına değil, içinde bulunduğu cümleyle birlikte değerlendirilir. Öğrenci, kelimenin nerede temel anlamını koruduğunu, nerede yeni bir anlam kazandığını, nerede başka bir sözcükle ilişki kurduğunu görmek zorundadır.

Bu başlık altında ele alınan kavramlar birbirine benzediği için sıkça karıştırılır. Özellikle mecaz anlam ile terim anlam, eş anlam ile yakın anlam, somut anlam ile diğer anlam türleri ve sesteş sözcüklerle anlam ilişkileri birbirine yaklaşabilir. Bu yüzden her kavramı yalnızca tanım olarak değil, kendi sınırlarıyla düşünmek gerekir. Konunun sınav değeri de burada ortaya çıkar: Şıklar arasındaki küçük farklar, doğru cevabı belirler.

Temel Anlamdan Uzaklaşma

Mecaz anlam, bir sözcüğün benzetme ya da ilgi kurma yoluyla temel anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır. Burada önemli nokta, sözcüğün artık ilk akla gelen doğrudan anlamda kullanılmamasıdır. Yani kelime, kendi sözlükteki çekirdek anlamını bırakmaz ama o anlamın etrafında gelişen yeni ve farklı bir kullanım kazanır.

Mecaz anlamın anlaşılması için sözcüğün hangi mantıkla yeni anlam kazandığını görmek gerekir. Bazen bir nesnenin ya da durumun başka bir şeye benzetilmesi bu anlam kaymasını doğurur. Bazen de iki şey arasında görünür bir ilişki kurulur ve sözcük bu ilişki sayesinde yeni bir kullanım alanı bulur. Bu yüzden mecaz, yalnızca süslü anlatım değildir; Türkçede anlam genişlemesinin doğal yollarından biridir.

Sınavlarda mecaz anlamı ayırt etmenin temel yolu, sözcüğün cümlede gerçek anlamıyla yer alıp almadığını sorgulamaktır. Eğer sözcük, beş duyu ile algılanan somut bir karşılık vermiyor ve daha soyut bir durumu anlatıyorsa, çoğu zaman temel anlamından uzaklaşmış olabilir. Ancak burada dikkatli olmak gerekir; her soyut kullanım mecaz değildir. Yine de mecaz anlam, sözcüğün doğrudan sözlük karşılığı dışında kullanıldığını fark etmeyi gerektirir.

Özel Alanların Dili

Terim anlamlı sözcük, bir bilim, sanat, meslek alanı ya da belirli bir konuya ait özel kavramı karşılar. Bu sözcükler günlük dilde herkesin her zaman kullandığı kelimeler gibi görünse de, belirli bir alanda özel ve belirlenmiş bir anlam taşıyabilir. Bu nedenle terim anlam, bağlama çok bağlıdır ve hangi alanda kullanıldığı bilinmeden tam anlaşılması güç olabilir.

Terim sözcüklerin ayırt edici yönü, anlamlarının genel değil özel olmasıdır. Bir söz, gündelik konuşmada başka bir anlama gelebilirken aynı sözcük bir bilim dalında daha dar ve kesin bir kavramı ifade edebilir. Bu yüzden sınavlarda terim anlamı sorulduğunda adaydan beklenen, kelimenin genel çağrışımını değil, belirli bir alan içindeki kullanımını tanımasıdır.

Terim anlam ile mecaz anlamın karıştırılmaması gerekir. Mecazda sözcük, temel anlamından uzaklaşır; terimde ise sözcük, belirli bir alanın kavramını karşılamak üzere özel bir kullanım kazanır. Yani biri anlam kaymasıyla, diğeri alan içi uzmanlaşmayla ilgilidir. Bu farkı görebilen aday, çoktan seçmeli sorularda daha rahat hareket eder.

Anlam İlişkileri

Eş anlamlı sözcükler, yazılışları farklı olmasına rağmen anlamları aynı olan sözcüklerdir. Bu tür sözcüklerde temel özellik, anlamın aynı olmasıdır; yazılış ve ses bakımından birbirinden ayrılırlar. DGS’de bu konu, sözcükler arasındaki yakınlığı test etmek için sık kullanılır çünkü aday bazen farklı yazılış nedeniyle anlam farkı olduğunu düşünebilir.

Eş anlamlılık, ilk bakışta çok basit görünse de cümle içindeki kullanımda dikkat ister. Çünkü her eş anlamlı sözcük her bağlamda aynı rahatlıkla yer değiştirmez. Buna rağmen tanım açısından bakıldığında anlamları aynı olan sözcükler söz konusudur. Bu bilgi, özellikle anlamca uygun sözcüğü bulma ya da aynı anlamı taşıyan ifadeleri eşleştirme tarzındaki sorularda önem taşır.

Yakın anlamlı sözcükler ise birbirinin yerini tam olarak tutmayan ama cümlede birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklerdir. Buradaki kritik fark, anlamların bire bir aynı olmamasıdır. Bu sözcükler arasında anlam benzerliği vardır; ancak tam eşitlik yoktur. Bu nedenle yakın anlamlılık, eş anlamlılıktan daha gevşek bir ilişkidir.

Yakın anlamlı sözcükler, sınavlarda çoğu kez bağlama duyarlı olarak sorulur. Bir cümlede bir sözcük yerine başka bir sözcük konduğunda anlam tamamen bozulmuyorsa ama ince bir ton farkı oluşuyorsa, bu ilişki yakın anlamlılık olabilir. Bu yüzden adayın yalnızca kelime listesi ezberlemesi değil, anlamın cümle içinde nasıl değiştiğini sezmesi gerekir.

Zıt anlamlı sözcükler, anlamca birbirinin tam tersini ifade eden sözcüklerdir. Bu başlık, anlam ilişkileri içinde en net görünenlerden biridir çünkü iki sözcük arasında karşıtlık vardır. Ancak sınavda bu karşıtlığın her zaman doğrudan verilmediği, bazen cümle içinde sezdirildiği unutulmamalıdır.

Zıt anlam, özellikle kavram çiftleri halinde düşünülür. Bir sözcüğün karşıtı aranırken sözcüğün doğrudan anlam ekseni belirlenmelidir. Bazen günlük hayatta birbirine zıt gibi görünen kelimeler, aslında tam karşıt değildir. Bu nedenle soru çözümünde acele edilmemeli; anlamın gerçekten tam tersini verip vermediği kontrol edilmelidir.

Yazılış Aynı, Anlam Farklı

Sesteş sözcüklerin yazılışı aynıdır, fakat anlamları farklıdır. Bu özellik onları çok dikkat çekici kılar; çünkü aynı biçimde görünen sözcük, cümlede bambaşka bir anlamda kullanılabilir. Sınavda bu kavram, adayın cümle bağlamını okumadaki dikkatini ölçer.

Sesteşlik, yazım benzerliğinin anlam birliğiyle karıştırılmaması gerektiğini gösterir. Aynı yazılışa sahip olmak, aynı anlama sahip olmak demek değildir. Bu nedenle bir kelimeyi gördüğümüzde hemen anlam çıkarmaya çalışmak yerine, cümledeki görevine ve çevresindeki kelimelere bakmak gerekir. Bağlam, sesteş sözcükleri çözmenin en güvenli yoludur.

Bu başlık özellikle çok anlamlı sözcüklerle karıştırılabilir. Ancak burada önemli olan, anlamların birbirinden farklı olmasıdır. Sözcüğün tek bir kökten farklı yönlere açılması değil, aynı yazılışın ayrı anlamlara karşılık gelmesi söz konusudur. DGS’de bu fark, dikkat isteyen klasik soru alanlarından biridir.

Somut Dünyaya Açılan Sözcükler

Somut anlamlı sözcükler, beş duyu organından herhangi biriyle algılanabilen sözcüklerdir. Yani bu sözcükler görme, işitme, dokunma, tatma ya da koklama yoluyla fark edilebilen varlıkları, durumları ya da özellikleri ifade eder. Bu yönüyle somut sözcükler, dilin gerçek dünyayla en doğrudan temas kuran kısmını oluşturur.

Somut anlamın anlaşılması, özellikle mecaz ve soyut kullanımın ayrımında çok önemlidir. Çünkü somutluk, doğrudan algılanabilirlik demektir. Bir sözcük, beş duyudan biriyle algılanabiliyorsa somut kabul edilir. Bu özellik, sözcüğün sözlükteki temel alanını kavramada yardımcı olur ve cümledeki anlam kaymasını fark etmeyi kolaylaştırır.

Sınavlarda somut anlamlı sözcükler bazen diğer anlam türleriyle birlikte verilir. Adayın yapması gereken, sözcüğün fiziksel olarak algılanıp algılanmadığını sorgulamaktır. Böylece kelimenin temel anlamda mı yoksa başka bir anlam düzeyinde mi kullanıldığı daha rahat anlaşılır. Özellikle mecazla karıştırılmaması için somutluk ölçütünü akılda tutmak gerekir.

Kalıplaşmış Söyleyişler

İkilemeler, iki sözcüğün yan yana gelmesiyle oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir. Bunlar dilde yalnızca iki kelimenin bir araya gelmesinden ibaret değildir; zamanla yerleşmiş, kalıplaşmış ve ayrı bir anlatım gücü kazanmış yapılardır. Bu yüzden ikilemeler, sözcükte anlam konusunun önemli bir parçası olarak ele alınır.

İkilemelerin oluşumunda sözcükler arasında çeşitli ilgiler bulunur. Bu ilgi bazen anlam yakınlığı, bazen ses benzerliği, bazen karşıtlık hissi, bazen de bir bütünlük duygusudur. Ancak burada önemli olan, bu iki sözcüğün birlikte kullanıldığında tek başına söylenemeyecek kadar yerleşik bir ifade oluşturmasıdır. Yani ikileme, söz diziminden çok anlam ve kullanım alışkanlığıyla ilgilidir.

Sınavda ikilemelerin bilinmesi, anlatım gücünü ve cümledeki bütünlüğü anlamada işe yarar. Çünkü ikilemeler çoğu zaman anlamı pekiştirir, genişletir ya da ifadeye canlılık katar. Aday, bir kelime grubunun sıradan bir tekrar mı yoksa kalıplaşmış bir ikileme mi olduğunu fark edebilmelidir. Bu ayrım, hem anlam hem de kullanım bakımından önemlidir.

Birbirine Yakın Ama Aynı Değil

Eş anlamlı ve yakın anlamlı sözcükler arasındaki fark, bu konunun en önemli ince noktalarından biridir. Eş anlamlı sözcüklerde anlam birliği vardır; yazılışları farklıdır ama anlamları aynıdır. Yakın anlamlı sözcüklerde ise tam eşitlik yoktur; yalnızca birbirinin yerine kullanılabilecek kadar yakın bir anlam alanı bulunur. Bu nedenle iki türü birbirine karıştırmak, sorunun yanlış çözülmesine yol açabilir.

Bu ayrımı yaparken cümle içi bağlama bakmak gerekir. Eğer iki sözcük tamamen aynı anlamı taşıyorsa eş anlamlılık söz konusudur. Eğer anlam benzer ama tam olarak aynı değilse, yer yer birbirinin yerine geçebilse bile küçük bir anlam farkı hissediliyorsa yakın anlamlılık vardır. Sınav sorularında bu fark çoğu zaman tek bir kelime üzerinden değil, bir cümlenin genel anlamı üzerinden ölçülür.

Yakın anlamlılık, dilin esnekliğini gösterir. Türkçede birçok kelime, aynı kavram alanı içinde birbirine yaklaşır ama tam olarak özdeşleşmez. Bu durum, anlatım zenginliği sağlar. Ancak sınav açısından bakıldığında, bu zenginlik bazen yanıltıcı olabilir. O yüzden aday, iki sözcük arasında tam eşitlik mi, yoksa benzerlik mi olduğunu ayırt etmeyi öğrenmelidir.

Karşıtlık ve Yazılış Benzerliği

Zıt anlamlı sözcükler, anlamca birbirinin tam tersini ifade eden sözcüklerdir. Bu tam terslik, sözcüklerin anlam eksenini iki uca ayırır. Böylece biri bir durumu, diğeriyse onun karşıt yönünü gösterir. Bu kavram, anlam ilişkileri arasında en kolay görünenlerden biri olsa da sınavda dikkat ister; çünkü her zıt gibi duran sözcük gerçekten karşıt olmayabilir.

Sesteş sözcükler ise zıt anlamlılıkla ilgisizdir; burada ölçüt anlam değil yazılıştır. Yazılışları aynı olan ama anlamları farklı sözcükler, bağlama göre farklı yorumlanır. Bu iki kavramın karıştırılmaması gerekir. Birinde anlam karşıtlığı, diğerinde anlam ayrılığı vardır. Dış görünüş benzer olsa da dil içindeki işlevleri farklıdır.

Sınavda bu farkı görmek için önce sözcüğün biçimine, sonra bağlamına bakmak gerekir. Eğer iki sözcük aynı yazılışa sahip ama farklı anlamlar taşıyorsa sesteşlik akla gelir. Eğer sözcükler anlamca birbirinin karşısında duruyorsa zıt anlam düşünülür. Bu basit ayrım, soru çözümünde ciddi hız kazandırır.

Terim ve Günlük Kullanım

Terim anlamlı sözcükler, belirli alanların özel kavramlarını karşılar. Bu nedenle gündelik anlamla terim anlamın birbiriyle karıştırılması mümkündür. Bir sözcük günlük hayatta genel bir anlam taşısa bile, bir bilim, sanat, meslek dalı ya da özel konuda kullanıldığında terim niteliği kazanabilir. Burada belirleyici olan, sözcüğün hangi alan içinde kullanıldığıdır.

Bu durum sınavlarda önemli bir ipucu sunar. Kelimenin yer aldığı cümlede bir alan bağı varsa, sözcüğün terim anlamlı olma ihtimali yükselir. Bir konuya ait özel ve belirli kavramı karşılayan sözcükler genellikle genel sözlük anlamından daha sınırlı ve daha teknik görünür. Adayın burada yaptığı hata, kelimeyi yalnızca gündelik anlamıyla yorumlamaktır.

Terim anlamı çözerken şu bakış açısı yararlıdır: Bu sözcük herkesin her yerde kullandığı sıradan bir kelime mi, yoksa belirli bir alanın özel kavramı mı? Sorunun yanıtı ikinciyse, terim anlam devreye girer. Böylece sözcükte anlamın sadece genel değil, alan temelli bir kullanım yönü de olduğu anlaşılır.

Somutluk ve Anlam Kayması

Somut anlamlı sözcükler, beş duyu organıyla algılanabilen sözcüklerdir. Bu özellik, onları anlam incelemesinde önemli bir başlangıç noktası yapar. Çünkü somut bir sözcük çoğu zaman doğrudan işaret ettiği varlık ya da durumu düşündürür. Ancak aynı sözcük, bazı cümlelerde temel anlamından uzaklaşarak farklı bir kullanım da kazanabilir.

Mecaz anlam tam da bu noktada öne çıkar. Sözcük somut bir karşılığa sahip olsa bile, cümle içinde benzetme ya da ilgi kurma yoluyla başka bir anlamı yüklenebilir. Bu yüzden somutluk ile mecazlık birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan incelemelerdir. Bir sözcüğün somutluğu, onun mecaz kullanıma açık olmasını engellemez.

Sınav açısından bu ilişki çok önemlidir. Aday, sözcüğün algılanabilir bir nesneyi mi anlattığını, yoksa daha soyut ya da dolaylı bir anlam mı taşıdığını belirleyebilirse soruyu hızlı çözer. Somutluk, mecazı dışlamaz; ama temel anlam ile yan anlam arasındaki farkı fark etmeyi kolaylaştırır.

İkilemelerin İşlevi

İkilemeler, iki sözcüğün yan yana gelmesiyle oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir. Onları önemli yapan yalnızca biçimleri değildir; cümlede anlamı destekleyen, pekiştiren ve çoğu zaman ifadeyi daha canlı hale getiren yapılar olmalarıdır. Aralarında çeşitli ilgiler bulunan iki sözcük bir araya gelerek tek başına olmayan bir söyleyiş gücü oluşturur.

Bu yapıların kalıplaşmış olması önemlidir. Çünkü ikileme, anlık ve rastgele bir yan yana geliş değil, yerleşmiş bir kullanım biçimidir. Bu nedenle aday, bir sözcük tekrarını ikileme sanmadan önce bunun dilde kalıplaşıp kalıplaşmadığını düşünmelidir. Sınavda bu tür sorular, bazen anlamı pekiştiren ifadeleri ya da cümleye kattığı yoğunluğu ölçmek için gelir.

İkilemelerin başka bir önemi de sözcükte anlam konusundaki diğer başlıklarla dolaylı ilişki kurabilmesidir. Bazen ikileme içinde yakın anlamlılık havası olabilir, bazen karşıtlık hissi oluşabilir, bazen de ses benzerliği dikkati çeker. Ancak ikilemenin temel özelliği, iki sözcüğün birlikte bir söz öbeği oluşturmasıdır. Bu yüzden onu tek tek sözcükler gibi değil, bütün halinde değerlendirmek gerekir.

Sınavda Ayırt Etme Mantığı

Bu konudaki soruların çoğu, ezberden çok ayırt etme becerisini ölçer. Bir kelimeyi gördüğünüzde ilk yapmanız gereken, onun cümle içindeki yerini belirlemektir. Sözcük doğrudan, algılanabilir bir anlamda mı kullanılmış? Özel bir alanın kavramını mı karşılıyor? Başka bir sözcükle tam eş anlamlı mı, yoksa sadece yakın mı? Tam tersini mi veriyor? Yazılışı aynı ama anlamı farklı mı? İki sözcük kalıplaşmış bir birlik mi oluşturuyor? Bu soruların her biri, doğru tanıya ulaşmak için önemlidir.

DGS’de anlam soruları genellikle kısa görünür ama dikkatli okumayı ister. Özellikle yakın anlam, eş anlam ve mecaz arasındaki farklar küçük dil ayrıntılarında saklıdır. Bu yüzden cümledeki tek bir kelimeye değil, bütün ifadenin anlattığı düşünceye odaklanmak gerekir. Bir sözcük, bir cümlede terim olurken başka bir cümlede genel anlam taşıyabilir; aynı biçim, farklı bağlamda sesteş de olabilir. Bu nedenle bağlam çözümlemesi her şeyin merkezindedir.

Adayın en çok fayda sağlayacağı yöntem, sözcükleri kategorilere ayırarak düşünmektir. Anlam ilişkileri, kullanım alanları ve algılanabilirlik özellikleri birer kontrol noktasıdır. Sözcük bu noktalardan hangisine uyuyorsa, doğru başlık oradadır. Böyle düşünmek, karmaşık görünen soruları sadeleştirir.

Sık Karıştırılan Noktalar

En çok karıştırılan noktalardan biri mecaz ile terim ayrımıdır. Mecaz anlam, sözcüğün benzetme ya da ilgi kurma yoluyla temel anlamından uzaklaşmasıdır. Terim anlam ise belirli bir alanın özel kavramını karşılamasıdır. Birinde anlam kayması, diğerinde alan içi kesinleşme vardır. Bu nedenle aynı sözcük her iki durumda da karşımıza çıksa bile neden kullanıldığına bakmak gerekir.

Bir başka karışıklık eş anlamlılık ile yakın anlamlılık arasında olur. Eş anlamlı sözcükler anlamca aynıdır; yakın anlamlı sözcükler ise tamamen aynı değildir ama cümlede birbirinin yerine kullanılabilir. Buradaki küçük fark, sorunun doğru cevabını değiştirir. Aday, “yerine kullanılabilme” ile “aynı anlamı taşıma” arasındaki farkı netleştirmelidir.

Sesteş sözcükler de çoğu zaman çok anlamlı sözcüklerle karıştırılır. Ancak burada önemli olan, yazılışın aynı olması ve anlamların farklılığıdır. Yani görünüş aynı olsa da anlam birlikteliği yoktur. Bu noktada bağlamı okumak en güçlü çözümdür. Cümle, hangi anlamın kastedildiğini gösterir.

Somut anlamlı sözcükler de bazen yanlış değerlendirilir. Bir sözcüğün somut olması için beş duyu organından biriyle algılanabilmesi gerekir. Eğer sözcük doğrudan algılanamıyorsa, somut kabul edilmez. Bu basit ölçüt, özellikle mecaz ve soyut kullanımın bulunduğu yerlerde adayın işini kolaylaştırır.

Kapanış ve Genel Bakış

Sözcükte anlam konusu, Türkçede kelimenin cümle içinde kazandığı değeri doğru okumayı öğretir. Mecaz anlam sözcüğün temel anlamından uzaklaşmasını, terim anlam belirli bir alana ait özel kavramı karşılamasını, eş anlamlılık anlamların aynı olmasını, yakın anlamlılık birbirine çok yakın ama tam aynı olmayan kullanımları, zıt anlamlılık tam karşıtlığı, sesteşlik ise aynı yazılıp farklı anlam taşımasını gösterir. Somut anlamlı sözcükler beş duyuyla algılanabilen sözcüklerdir; ikilemeler ise iki sözcüğün kalıplaşmış birlikler halinde kullanılmasıdır.

Bu başlıkları ayrı ayrı bilmek kadar birbirinden ayırabilmek de önemlidir. Çünkü sınavda başarı, benzer görünen seçenekler arasından doğru olanı seçebilme becerisine dayanır. Sözcüğün anlamını belirlerken bağlamı, kullanım alanını ve söz öbeği içindeki görevini birlikte düşünmek gerekir. Böyle yapıldığında sözcükte anlam konusu ezberlenecek bir liste olmaktan çıkar, çözülebilecek bir mantık alanına dönüşür.

Sonuç olarak bu konuda sağlam bir temel kuran aday, yalnızca anlam sorularını değil, Türkçenin genel okuma ve yorumlama becerisini de güçlendirir. Çünkü sözcüklerin anlamı, metnin bütününü anlamanın kapısıdır. Bu kapıyı açabilmek için her kelimeyi doğru yerinde, doğru ilişkiyle ve doğru bağlamda değerlendirmek gerekir.

Türkçe diğer konular

Sözcükte Anlam örnek soruları

Bu konudan özgün sorular, doğru cevaplarıyla birlikte. Tam çözüm her sorunun kendi sayfasında.

  • Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    Doğru cevap: Karşıtlık ilişkisi, iki sözcüğün anlam bakımından birbirinin tersini göstermesine dayanır.

    Açıklama: Karşıt sözcükler, anlamca birbirinin tam tersini ifade eder.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Numaralanmış cümlelerin hangisinde birbirinin yerini tam olarak tutmadığı hâlde cümle içinde değiştirilebilen sözcüklerden söz edilmiştir?

    Doğru cevap: III.

    Açıklama: III. cümle, tam eşdeğer olmayan fakat cümlede yer değiştirebilen sözcükleri anlatır.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

    Doğru cevap: Bu yapılar, iki sözcüğün yan yana gelmesiyle oluşan ikilemelerdir.

    Açıklama: İki sözcüğün birlikte oluşturduğu kalıplaşmış yapı ikilemedir.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Numaralanmış cümlelerin hangisinde yazılışları aynı, anlamları farklı sözcükler kullanılmıştır?

    Doğru cevap: II.

    Açıklama: II. cümlede aynı yazılıştaki “gül” sözcüğü iki farklı anlam taşır.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • DGS Türkçe testinde “Bu yazar, yalın bir anlatımla okura ulaşır.” cümlesindeki “yalın” sözcüğüyle “sade” sözcüğü, cümlede birbirinin yerine kullanılabilse de her bağlamda bütünüyle aynı değeri taşımayabilir. Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?

    Doğru cevap: Bazı sözcükler, tam eşdeğer olmadan aynı cümlede birbirinin yerini tutabilir.

    Açıklama: Sözcükler yakın anlamlı olabilir; ancak bu durum tam eşdeğer olduklarını göstermez.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılabilir?

    Doğru cevap: Belirli alanlara ait kavramlar, o alan içinde özel bir anlam taşır.

    Açıklama: Bazı sözcükler, kullanıldıkları alana özgü özel kavramları karşılar.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • DGS Türkçe denemelerinde bir sözcüğün anlamını belirlerken, onun cümledeki kullanımına ve başka bir sözcükle kurduğu ilişkiye bakmak gerekir; çünkü aynı sözcük farklı bağlamlarda farklı anlamlar kazanabilir. Bu cümlede anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    Doğru cevap: Sözcük anlamını saptamak için bağlam ve ilişkiler dikkate alınmalıdır.

    Açıklama: Anlamı belirlemede cümle bağlamı ve sözcük ilişkileri önemlidir.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

    Doğru cevap: Bir sözcük, bağlama bağlı olarak temel anlamından uzaklaşabilir.

    Açıklama: Sözcük, parçada ilk anlamından uzaklaşıp düşünsel bir anlam kazanmıştır.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • “Türkçe sözlük çalışmasında bir kelime, kullanıldığı bağlamda ilk çağrışımını geride bırakıp başka bir kavrama kapı aralayabilir.” cümlesinde anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    Doğru cevap: Bir sözcük, bağlama göre temel anlamından ayrılarak yeni bir anlam kazanabilir.

    Açıklama: Cümle, sözcüğün bağlama bağlı olarak temel anlamından uzaklaşıp yeni anlam kazanabileceğini belirtir.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    Doğru cevap: Bir sözcük yalnızca tek bir alanda kullanılıyorsa terim anlamlıdır.

    Açıklama: Terim anlam için tek alanda kullanılma koşulu verilmemiş, özel kavramı karşılama ölçütü verilmiştir.

    Şıkları ve tam çözümü gör

Sıkça Sorulan Sorular

Sesteş sözcüklerin yazılışı aynıdır, fakat anlamları farklıdır.

Sınav ve ders seç, yapay zeka senin için özgün sorular üretsin; online çöz veya PDF indir.

Kaynaklar ve içerik denetimi

Bu sayfa yapay zekâ destekli editoryal denetimden geçti.

Bu denetim ne anlama geliyor?