2026 ALES Türkçe Sözcükte Anlam Konu Anlatımı
4 hap bilgi · 6 kilit bilgi
Bu sayfada
Bu anlatım, sözcükte anlam konusunu temel anlam, yan anlam, mecaz anlam ve terim anlam ekseninde ayrıntılı biçimde ele alır. Ayrıca eş anlamlı, zıt anlamlı ve yakın anlamlı sözcükleri; aralarındaki farkları, cümlede nasıl ayırt edildiklerini ve ALES’te nasıl sorulduklarını açıklayarak konuyu baştan sona öğretir.
Giriş
Sözcükte anlam, Türkçe sorularının en çok dikkat isteyen alanlarından biridir. Çünkü burada amaç yalnızca bir sözcüğün sözlükteki karşılığını bilmek değildir; o sözcüğün cümle içinde nasıl kullanıldığını, hangi anlamı taşıdığını ve başka sözcüklerle nasıl ilişki kurduğunu doğru okumaktır. ALES gibi sınavlarda bu konu, çoğu zaman adayın anlamı yüzeyden değil bağlamdan çıkarabilmesini ölçer. Bu yüzden sözcükte anlamı öğrenirken tek tek tanımları ezberlemek yetmez; her anlam türünün nasıl çalıştığını, birbirinden nasıl ayrıldığını ve bir soruda neye bakılması gerektiğini görmek gerekir.
Bu konuda en önemli noktalardan biri, bir sözcüğün bazen tek bir anlamla sınırlı kalmamasıdır. Aynı sözcük, farklı bağlamlarda farklı anlam katmanları kazanabilir. Kimi zaman doğrudan kendi anlamında kullanılır, kimi zaman bir benzetme ya da ilgi sayesinde başka bir anlama kayar, kimi zaman da bilim, sanat, meslek ya da özel alanlara ait bir kavramı karşılar. Bunun yanında sözcükler arasındaki anlam ilişkileri de önemlidir. Yazılışı farklı ama anlamı aynı olanlar, anlamca birbirinin tam tersi olanlar ya da cümlede birbirinin yerine geçebilen fakat tam eş değer olmayanlar sınavlarda sıkça karıştırılır.
Temel anlam ve yan anlam
Bir sözcüğün anlam yolculuğunu anlamak için önce temel anlamı bilmek gerekir. Temel anlam, sözcüğün akla gelen ilk ve doğrudan anlamıdır. Bu, sözcüğün en yalın kullanımıdır ve çoğu zaman sözlükte ilk verilen karşılık da bu olur. Ancak bir sözcük, zaman içinde başka varlıklar, durumlar ya da duygularla benzerlik kurularak yeni kullanımlar kazanabilir. İşte bu noktada yan anlam devreye girer. Temel anlam ile yan anlam arasında bir bağlantı bulunur; yani yan anlam, temel anlamdan kopuk, tamamen ayrı bir anlam değildir. Aradaki ilişki çoğu zaman biçim, işlev, görünüş ya da görev benzerliğinden doğar.
Bu bağlantıyı görmek sınav açısından çok önemlidir. Çünkü yan anlamı olan bir sözcükte adayın yapması gereken şey, sözcüğün doğrudan mı yoksa bir yakınlık ilişkisiyle mi kullanıldığını ayırt etmektir. Eğer anlam, temel anlamla bağlantı kuruyorsa bu yan anlamdır. Buradaki ilişki, sözcüğün kendi özünden tamamen uzaklaşması değildir; tam tersine, temel anlamın çevresinde yeni bir kullanım alanı oluşmasıdır. Bu nedenle temel anlam ile yan anlam arasında anlam ilişkisi vardır ifadesi, konunun merkezini oluşturur.
Yan anlamı daha iyi kavramak için, bir sözcüğün kendi gerçek nesnesi dışındaki başka bir nesneye benzetilerek kullanılabildiğini düşünmek gerekir. Örneğin bir varlığın biçimi, keskinliği, uzunluğu ya da başka bir özelliği nedeniyle aynı sözcükle anılması, temel anlamdan uzaklaşmadan yeni bir kullanım yaratır. Bu tür kullanımlar, çoğu zaman günlük dilde çok doğal görünür; fakat sınav sorularında bu doğallığın arkasındaki ilişkiyi fark etmek gerekir. ALES, sözcüğün sözlükteki karşılığını değil, cümlede kazandığı anlamı ölçtüğü için, yan anlam soruları dikkat isteyen sorular arasındadır.
Mecaz anlam
Mecaz anlam, bir sözcüğün ilgi ya da benzetme yoluyla temel anlamından uzaklaşıp kazandığı yeni anlamdır. Buradaki en önemli ayrım, sözcüğün artık doğrudan nesneyi ya da kavramı karşılamıyor olmasıdır. Sözcük, bir benzetme ilişkisiyle ya da daha geniş bir ilgi bağıyla başka bir anlam alanına taşınır. Bu nedenle mecaz anlam, yan anlamdan farklı olarak daha belirgin bir anlam kayması içerir. Yan anlamda temel anlamla bağ daha görünürken, mecaz anlamda sözcük yeni bir durumu, duyguyu veya düşünceyi dolaylı şekilde anlatır.
Bu ayrımı doğru yapmak sınavda çok değerlidir. Çünkü adaylar bazen yan anlam ile mecaz anlamı birbirine karıştırır. Oysa temel ayrım şudur: Eğer sözcüğün kullanımı, temel anlamla mantıklı ve somut bir bağlantı kuruyorsa yan anlam düşünülür; eğer sözcük, ilgi ya da benzetme yoluyla daha soyut ya da farklı bir anlam alanına kaymışsa mecaz anlam söz konusudur. Yani mecaz anlamda asıl amaç, sözcüğün gerçek alanından uzaklaşıp yeni bir etki yaratmasıdır. Bu etki bazen duygusal olabilir, bazen abartılı bir anlatım oluşturur, bazen de düşünceyi daha çarpıcı hale getirir.
Sınavlarda mecaz anlam genellikle cümle içinde sorulur. Adaydan sözcüğün hangi anlamda kullanıldığını bulması istenir. Bu tür sorularda tek başına sözcüğe değil, çevresindeki diğer sözcüklere de bakmak gerekir. Çünkü mecaz anlam çoğunlukla bağlam içinde anlaşılır. Sözcüğün gerçek anlamda kullanılmadığını gösteren ipuçları, cümlenin bütününde saklıdır. Kısacası mecazı doğru yakalamak için sözcüğü tek başına değil, cümledeki işleviyle değerlendirmek gerekir.
Temel, yan ve mecaz arasındaki bağ
Bu üç anlam türü arasındaki ilişkiyi karıştırmamak gerekir. Temel anlam, sözcüğün başlangıç noktasıdır. Yan anlam, temel anlamla bağlantılı yeni bir kullanım alanıdır. Mecaz anlam ise ilgi ya da benzetme yoluyla temel anlamdan uzaklaşılan yeni anlamdır. Bu sıralama, konuyu zihinde düzenlemenin en sağlıklı yoludur. Önce doğrudan anlam düşünülür, sonra bu anlamla bağlantılı kullanım olup olmadığına bakılır, daha sonra sözcüğün anlamının daha dolaylı bir kaymaya uğrayıp uğramadığı incelenir.
Adayların yaptığı yaygın hatalardan biri, bir sözcükte farklı bir kullanım gördüğünde hemen mecaz demesidir. Oysa her farklı kullanım mecaz değildir. Eğer bağ doğrudansa yan anlam olabilir. Aynı şekilde her soyut kullanım da mecaz olmak zorunda değildir; önemli olan temel anlamla ilişki düzeyidir. Bu nedenle soruya yaklaşırken acele edilmemeli, sözcüğün cümledeki rolü dikkatle okunmalıdır. ALES’te doğru seçenek çoğu zaman bu ayrımı yapabilen adayın önüne gelir.
Terim anlam
Sözcükte anlam konusunun bir diğer önemli alanı terim anlamdır. Bilim, sanat, meslek ya da bir konuyla ilgili özel ve belirli kavramı karşılayan sözcükler terim anlamlıdır. Bu tanım, terimin neden sıradan bir sözcükten farklı olduğunu açıkça gösterir. Terim, herkesin günlük hayatta aynı genişlikte kullanabileceği bir sözcük değildir; belli bir alanın özel kavramını karşılar ve o alan içinde daha dar, daha net bir anlam taşır.
Terim anlamı anlamanın en iyi yolu, sözcüğün ait olduğu alanı fark etmektir. Bir sözcük günlük dilde genel bir çağrışım yaparken, bilim, sanat, meslek ya da belirli bir konu içinde kullanıldığında özel bir karşılık kazanabilir. Bu özel karşılık, o alanın kavram sistemine bağlıdır. Bu yüzden terimler, anlam bakımından kesinlik ister. Sınavlarda terim soruları çoğu zaman sözcüğün hangi alana ait olduğunu ayırt etmeyi gerektirir. Adayın bir kelimeyi sıradan kullanım sanıp yanlış anlamlandırmaması gerekir.
Terim anlamın önemli bir yönü, bağlama duyarlı olmasıdır. Aynı sözcük günlük dilde farklı, özel alanda ise daha belirli bir anlam taşıyabilir. Bu nedenle bir sözcüğün terim olup olmadığını anlamak için cümlenin hangi alanla ilgili olduğunu görmek gerekir. Bilimsel bir anlatımda, sanatsal bir açıklamada ya da mesleki bir bağlamda kullanılan sözcükler, çoğu zaman terim değerine yaklaşır. ALES gibi sınavlarda bu tür kullanımlar, adayın alan bilgisinden çok anlam duyarlılığını ölçer.
Terim anlam ile diğer anlam türleri
Terim anlam, mecaz ya da yan anlamdan farklı olarak belirli bir alanla sınırlıdır. Mecaz anlamda sözcük, temel anlamından uzaklaşarak yeni bir etki kazanır. Yan anlamda temel anlamla bağlantılı bir kullanım oluşur. Terim anlamda ise sözcük, özel bir kavramı doğrudan karşılar. Bu yüzden terimler, anlam kayması yaşamaz; aksine alanın içinde kesinleşir. Bu ayrım çok önemlidir, çünkü aynı sözcüğün bir bağlamda terim, başka bir bağlamda genel sözcük olabilmesi mümkündür. Adayın, soruda verilen cümlede sözcüğün hangi işlevi üstlendiğini tespit etmesi gerekir.
Sınav açısından bakıldığında terim soruları çoğu zaman “hangi alanla ilgilidir” mantığıyla çözülür. Sözcüğün özel bir kavramı karşılayıp karşılamadığına, genelden özele gidip gitmediğine dikkat edilmelidir. Burada önemli olan, sözcüğün herkesçe kullanılan sıradan bir anlam mı taşıdığı, yoksa belirli bir alanın kavramını mı adlandırdığıdır. Bu farkı görebilen aday, terim anlamı kolayca ayırır.
Eş anlamlı sözcükler
Sözcükler arasındaki anlam ilişkilerinden biri de eş anlamlılıktır. Yazılışları farklı olup anlamları aynı olan sözcükler eş anlamlı sözcüklerdir. Bu tanım, ilk bakışta çok basit görünse de sınavda dikkat isteyen bir ayrıntı taşır: Yazılış farklıdır, anlam aynıdır. Yani aynı kavramı karşılayan iki ayrı sözcük vardır. Bununla birlikte, pratikte her eş anlamlı sözcük her cümlede birebir değiştirilemeyebilir. Çünkü kullanım alanı, cümledeki ton ve bağlam bazı farklar yaratabilir.
Sınavda eş anlamlılık soruları genellikle adayın kelime hazinesini ölçer. Verilen bir sözcüğe anlamca yakın ya da aynı karşılığı bulması beklenir. Burada önemli olan, sözcüklerin anlam eşdeğerliğini görmek ve yazılışlarına takılmamaktır. Fakat yalnızca benzerlik yetmez; gerçekten aynı anlamı mı taşıyor, yoksa yalnızca yakın mı duruyor buna dikkat etmek gerekir. Çünkü eş anlamlılık, yakın anlamlılıktan daha güçlü bir ilişkidir. Bu ayrımı yapmak sınav başarısını artırır.
Eş anlamlı sözcükleri değerlendirirken bağlamın önemi yine ortaya çıkar. Bir sözcük bazı cümlelerde diğeriyle rahatça yer değiştirirken, başka bir cümlede anlam tonu farklılaşabilir. ALES’te bu yüzden doğrudan kelime ezberi kadar cümle içi kullanım da önemlidir. Adayın görevi, anlam eşitliğini görmek ve anlatımın bozulup bozulmadığını kontrol etmektir. Eğer anlam aynılığı korunuyorsa eş anlamlılık söz konusudur.
Yakın anlamlı sözcükler
Yakın anlamlı sözcükler, birbirinin yerini tam tutmasa da cümlede birbirinin yerine kullanılabilen sözcüklerdir. Bu tanım, eş anlamlılıkla yakın anlamlılık arasındaki en önemli farkı ortaya koyar. Eş anlamlı sözcüklerde anlam aynılığı varken, yakın anlamlı sözcüklerde anlam benzerliği vardır ama tam örtüşme yoktur. Bu nedenle yakın anlamlılık, daha esnek ama daha dikkat isteyen bir ilişkidir. Sınavlarda bu ikisi sıkça karıştırılır.
Bir sözcük diğerine çok yakın olabilir; ancak küçük bir anlam farkı, kullanım alanı farkı ya da çağrışım farkı bulunabilir. İşte bu durumda yakın anlamlılık söz konusudur. Cümlede birbirinin yerine kullanılabilmeleri önemlidir, fakat bu değişim her zaman tam anlam koruması sağlamayabilir. Adayın burada yapması gereken şey, iki sözcüğün bağlam içinde ne kadar örtüştüğüne bakmaktır. Eğer anlam büyük ölçüde korunuyor ama tam aynı değilse, bu ilişki yakın anlamlılıktır.
ALES sorularında yakın anlamlılık, çoğu zaman ince anlam ayrımlarını test eder. Aynı cümle içinde iki sözcük arasında bir anlam bağı kurulur, fakat bu bağ eş anlamlılık kadar kesin değildir. Bu nedenle şıklarda görülen benzer sözcükler arasında hemen “eş anlamlı” demek doğru olmaz. Önce anlamın tam mı, yoksa yaklaşık mı olduğuna karar vermek gerekir. Yakın anlamlılık, Türkçenin esnek yapısını gösterdiği kadar, anlam çözümlemesinde dikkat gerektiren bir alandır.
Zıt anlamlı sözcükler
Sözcükler arasındaki bir başka önemli ilişki zıt anlamlılıktır. Anlamca birbirinin tam tersini veren sözcükler zıt anlamlıdır. Bu ilişki, anlamın karşı kutbunu gösterir. Bir sözcüğün ifade ettiği anlamın ters yönünü veren başka bir sözcük bulunduğunda, aralarında zıt anlam ilişkisi vardır. Bu, özellikle karşılaştırma ve karşıtlık kuran cümlelerde belirgindir.
Zıt anlamlı sözcükleri öğrenirken yalnızca kelimelerin sözlük anlamına bakmak yetmez. Çünkü zıtlık, çoğu zaman bağlama bağlı olarak ortaya çıkar. Ancak temel ilke değişmez: İki sözcük birbirinin tam tersini anlatmalıdır. Adayların burada sık yaptığı hata, yalnızca farklı görünen sözcükleri zıt sanmaktır. Oysa farklı olmak, zıt olmak demek değildir. Zıtlık ilişkisi net olmalı, bir sözcük diğerinin karşı yönünü karşılamalıdır.
Sınavlarda zıt anlamlılık genellikle doğrudan sorulur. Bir kelimenin karşıtı istenir ya da iki sözcüğün zıt olup olmadığı sorulur. Bu tür sorularda dikkat edilmesi gereken şey, sözcükler arasında gerçekten terslik ilişkisi olup olmadığıdır. Özellikle soyut sözcüklerde zıtlık daha dikkatli değerlendirilmelidir. ALES’te amaç, sözcükleri yalnızca tanım olarak değil, anlam ilişkileriyle birlikte kullanabilmektir. Bu nedenle zıt anlamlılık, sözcükte anlamın temel taşlarından biridir.
Karıştırılan noktalar
Bu konunun en zor tarafı, anlam türlerinin birbirine yakın görünmesidir. Temel anlam, yan anlam ve mecaz anlam özellikle karıştırılır. Oysa bunların arasındaki çizgi nettir. Temel anlam, sözcüğün ilk ve doğrudan anlamıdır. Yan anlam, temel anlamla anlam bağlantısı bulunan yeni bir kullanımdır. Mecaz anlam ise ilgi ya da benzetme yoluyla temel anlamdan uzaklaşılan yeni anlamdır. Bu farkı zihinde doğru kurmak, soruların büyük kısmını çözmeyi kolaylaştırır.
Bir diğer karışıklık terim anlam ile günlük kullanım arasındadır. Terim anlamlı bir sözcük, belirli bir alanın özel kavramını karşıladığı için sıradan dildeki gibi yorumlanmamalıdır. Aday, sözcüğün o cümlede hangi alana bağlı olarak kullanıldığını görmelidir. Eğer bilim, sanat, meslek ya da belirli bir konuyla ilgili özel bir kavramı karşılıyorsa terimdir. Eğer böyle bir alan bağı yoksa, sözcüğün anlamı başka bir sınıfa giriyor olabilir.
Eş anlamlılık ile yakın anlamlılık da sık karıştırılır. Eş anlamlı sözcükler anlamca aynıdır; yakın anlamlı sözcükler ise tam olarak aynı değildir, fakat cümlede birbirinin yerine geçebilir. Buradaki küçük fark, sınavda büyük sonuç doğurabilir. Çünkü bazı sorularda aday, iki kelimenin benzerliğine aldanıp eş anlamlı sanabilir. Oysa tam örtüşme yoksa yakın anlamlılık demek daha doğrudur. Bu ayrımı doğru yapan aday, seçenekleri daha hızlı eleyecektir.
Zıt anlamlılıkta da benzer bir dikkat gerekir. Her karşıt görünen kelime zıt anlamlı olmayabilir. Gerçek zıtlık, anlamın tam tersini verme durumudur. Bu nedenle “farklı”, “uzak”, “ayrı” gibi görünen sözcüklerin her zaman zıtlık kurmadığını bilmek önemlidir. Sınavda doğru yaklaşım, sözcüklerin birbirine göre hangi yönü temsil ettiğini sorgulamaktır.
Sınavda nasıl düşünülmeli
ALES’te sözcükte anlam soruları, çoğu zaman ezberden çok yorum gücünü ölçer. Bir sözcüğün hangi anlamda kullanıldığını anlamak için, önce cümledeki bağlama bakmak gerekir. Sözcük doğrudan mı kullanılmış, yoksa bir benzetme ya da ilgi yoluyla başka bir anlam mı kazanmış? Özel bir alanın kavramını mı karşılıyor, yoksa genel bir kullanım mı var? Anlam eşitliği mi söz konusu, yoksa yalnızca yakınlık mı var? Terslik ilişkisi gerçekten kuruluyor mu? Tüm bu sorular, doğru seçeneğe ulaşmanın yolunu açar.
Bu sorularda hızlı olmak önemlidir ama hız, yüzeysellikle karıştırılmamalıdır. Kısa sürede doğru sonuca ulaşmanın yolu, anlam türlerini sağlam biçimde ayırabilmektir. Örneğin bir sözcük cümlede dikkat çekici bir şekilde farklı görünüyorsa hemen mecaz demek yerine temel anlamla bağlantı aranmalıdır. Eğer bağlantı varsa yan anlam düşünülmelidir. Sözcük belirli bir alanla ilişkilendiriliyorsa terim anlamı akla gelmelidir. Karşılaştırılan iki sözcük arasında tam eşitlik varsa eş anlamlılık, tam terslik varsa zıt anlamlılık, yalnızca yakınlık varsa yakın anlamlılık söz konusu olur.
ALES’te başarılı olmak için anlam ilişkilerini tek tek değil, sistemli bir bütünü olarak öğrenmek gerekir. Çünkü aynı soru içinde birden fazla ilişki türü bir arada bulunabilir. Örneğin bir sözcüğün mecaz mı, yan mı olduğu sorgulanırken başka bir seçenekte terim anlamlı bir kullanım görülebilir. Ya da eş anlamlı gibi duran iki sözcük, aslında yalnızca yakın anlamlı olabilir. Bu yüzden sınav tekniği kadar kavram netliği de gereklidir.
Ayrıntılı öğrenme mantığı
Bu konuyu gerçekten öğrenmek isteyen bir adayın, sözcükleri yalnızca ezberlemesi yeterli değildir. Her anlam türünü bir işlev olarak düşünmek daha yararlıdır. Temel anlam, sözcüğün çıkış noktasıdır. Yan anlam, o çıkış noktasından kopmadan açılan yeni bir yoldur. Mecaz anlam, benzetme ya da ilgi ile kurulan daha uzak bir anlatım biçimidir. Terim anlam, sözcüğün belirli bir alan içinde uzmanlaşmış hâlidir. Eş anlamlılık, sözcükler arasında anlam birliği kurar. Yakın anlamlılık, aynı yöne bakan ama tam örtüşmeyen sözcükleri gösterir. Zıt anlamlılık ise anlamın karşı ucunu ortaya koyar.
Bu çerçeve, soruları çözerken zihinsel bir harita işlevi görür. Aday, bir sözcük gördüğünde önce onun doğrudan anlamını düşünür. Sonra cümlede farklılaşan bir yön olup olmadığına bakar. Ardından bunun alan mı, benzetme mi, yakınlık mı, karşıtlık mı olduğunu değerlendirir. Bu yöntem, özellikle uzun ve dikkat dağıtıcı şıklarda çok iş görür. Çünkü seçenekler çoğu zaman birbirine yakın görünür, fakat doğru ayrım küçük bir anlam farkında gizlidir.
Sonuç ve toparlama
Sözcükte anlam konusu, Türkçenin sadece kelime bilgisini değil, düşünme biçimini de ölçen temel alanlarından biridir. Temel anlam ile yan anlam arasındaki bağlantıyı görmek, mecazın anlam kaymasını fark etmek, terim anlamın özel alanını ayırt etmek, eş anlamlı ile yakın anlamlı arasındaki farkı yakalamak ve zıt anlamlılığı doğru değerlendirmek bu konunun omurgasını oluşturur. Bunların her biri, ALES’te adayın dikkatini, dil duyarlılığını ve bağlam okuma becerisini sınar.
Bu yüzden konuyu öğrenirken en doğru yaklaşım, anlam türlerini tek tek ezberlemek değil, aralarındaki ilişkiyi kavramaktır. Bir sözcük bazen doğrudan, bazen bağlantılı, bazen dolaylı, bazen özel alan içinde, bazen de başka sözcüklerle ilişki kurarak anlam kazanır. Aday bu yapıyı doğru çözdüğünde, sözcükte anlam soruları yalnızca bilgi sorusu olmaktan çıkar; dikkatli okuma ve doğru yorum sorusuna dönüşür. İşte bu konuyu güçlü biçimde öğrenen bir aday, Türkçe testinde önemli bir avantaj elde eder.
Türkçe diğer konular
Sözcükte Anlam örnek soruları
Bu konudan özgün sorular, doğru cevaplarıyla birlikte. Tam çözüm her sorunun kendi sayfasında.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Doğru cevap: Bu sözcüklerin anlamları bütün bağlamlarda tamamen aynıdır.
Açıklama: Parça, bağlama göre yer değiştirmeyi kabul eder fakat tam anlam eşitliğini reddeder.
Şıkları ve tam çözümü görBu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Doğru cevap: Parçadaki kullanım, sözcüğün belirli bir alana özgü kavramı karşıladığını gösterir.
Açıklama: Parça mecaz kullanımı açıklar; alanlara özgü kavram anlamını desteklemez.
Şıkları ve tam çözümü görBu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Doğru cevap: İkinci kullanımda sözcük, ilk anlamından bütünüyle bağımsızlaşmamıştır.
Açıklama: Benzetmeyle uzaklaşma, mecaz kullanımın ilk anlamla bağlantılı olduğunu gösterir.
Şıkları ve tam çözümü görBu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Doğru cevap: bu sözcükler birbirinin yerini tam olarak tutmayabilir
Açıklama: Bağlama göre yer değiştirme, sözcüklerin her durumda özdeş olduğu anlamına gelmez.
Şıkları ve tam çözümü gör“Bu iki sözcük, 2024 tarihli raporun aynı cümlesinde birbirinin yerine kullanılabilse de her bağlamda anlam bakımından tam olarak örtüşmez.” Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevap: Sözcükler anlamca yakın olmakla birlikte bütünüyle özdeş değildir.
Açıklama: Yer değiştirebilme ve tam örtüşmeme birlikte yakın anlamlılığı gösterir.
Şıkları ve tam çözümü görBu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Doğru cevap: Bazı sözcükler, belirli bir alanda özel bir kavramı karşılayabilir.
Açıklama: Geometri örnekleri, bazı sözcüklerin alanlara özgü kavramları karşıladığını gösterir.
Şıkları ve tam çözümü gör“Bir sözcük, yazılışı başka bir sözcükle aynı olmasa da cümlede onun yerine kullanılabiliyor; ancak iki sözcük her durumda aynı anlamı vermiyorsa aralarındaki ilişki nasıl adlandırılır?”
Doğru cevap: Yakın anlamlılık
Açıklama: Tam örtüşmeyen ancak bağlama göre yer değiştirebilen sözcükler yakın anlamlıdır.
Şıkları ve tam çözümü görBu parçada sözü edilen ikinci kullanım aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Doğru cevap: Yan anlam
Açıklama: İlk anlamla bağlantısını koruyan yeni kullanım yan anlamdır; mecazda bu bağ kopar.
Şıkları ve tam çözümü gör“Bu iki ifade, görünüşte ayrı yollar izlese de vardıkları kavramsal durak ortaktır.” cümlesinde anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Doğru cevap: Biçimleri farklı olan sözcükler aynı anlama gelebilir.
Açıklama: Aynı kavramsal sonuca ulaşan farklı biçimli sözcükler aynı anlamı taşıyabilir.
Şıkları ve tam çözümü görBu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Doğru cevap: Anlam ilişkileri, sözcüklerin cümledeki kullanımından bağımsız biçimde kesinleşir.
Açıklama: Parça, anlam ilişkisinin cümledeki kullanımdan bağımsız kesinleşmediğini vurgular.
Şıkları ve tam çözümü gör
Sıkça Sorulan Sorular
Kaynaklar ve içerik denetimi
Bu sayfa yapay zekâ destekli editoryal denetimden geçti.
Bu denetim ne anlama geliyor?