İçeriğe geç
Akıllı Soru

2026 AYT Coğrafya-1 Nüfus ve Yerleşme Konu Anlatımı

4 hap bilgi · 18 kilit bilgi

Bu konudan test çözÖzgün soruları online çöz, anında doğru cevabı ve açıklamasını gör.Deneme PDF olarak indir (cevap anahtarı dahil)
Bu sayfada

Bu anlatım, Osmanlı dönemindeki ilk nüfus sayımlarının amaçlarını ve kapsamını, Cumhuriyet döneminde yapılan ilk düzenli sayımı ve 1927 ile 1935 sonuçlarını ayrıntılı biçimde açıklar. Ayrıca kadın nüfusun hangi sayımlarda yer almadığı, 1874 tahmini ve bu bilgilerin sınavda nasıl sorulabileceği üzerinde durur.

Giriş

Nüfus ve yerleşme konusunu öğrenirken önce sayım kavramını doğru anlamak gerekir. Nüfus sayımı, bir ülkenin belli bir andaki nüfusunu belirlemek için yapılan düzenli çalışmadır. Bu konu AYT Coğrafya-1’de yalnızca sayı ezberi olarak değil, aynı zamanda tarihsel gelişim, sayımın amacı ve sonuçların neyi gösterdiği üzerinden de sorulabilir. Bu yüzden Osmanlı dönemindeki ilk denemeler ile Cumhuriyet dönemindeki düzenli sayımlar arasındaki farkı bilmek önemlidir.

Nüfus sayımları, bir ülkenin insan gücünü, yerleşme yapısını ve toplumsal düzenini anlamada temel araçlardan biridir. Özellikle sınavlarda sayımların hangi amaçla yapıldığı, hangi yıllarda gerçekleştirildiği ve hangi grupların kapsama alınıp alınmadığı sık sorulur. Bu nedenle yalnızca tarihleri değil, bu tarihlerdeki yaklaşım farkını da kavramak gerekir. Osmanlı dönemindeki sayımların amacı ile Cumhuriyet dönemindeki sayımların amacı birbirinden farklıdır ve bu fark konunun omurgasını oluşturur.

Osmanlı Döneminde İlk Sayımlar

Osmanlı Devleti’nde ilk nüfus sayımı 1831 yılında yapılmıştır. Ancak bu sayım, bugünkü anlamıyla bütün nüfusu ayrıntılı biçimde ortaya koyan bir sayım değildir. Esas amaç, askere alınacak kişileri belirlemekti. Yani devletin önceliği, askeri düzeni sağlamak ve askerlik yükümlülüğünü taşıyan erkekleri tespit etmekti. Bu nokta sınav açısından çok önemlidir; çünkü sorularda sayımın amacı ile sonuçları birlikte yoklanır ve adaydan “ilk sayım ne için yapılmıştır” bilgisi istenir.

1831 sayımının amacı doğrudan askeri ihtiyaçlarla ilişkilidir. Devlet, asker alımını düzenli hâle getirmek için belirli bir nüfus grubunu tespit etmeye çalışmıştır. Bu durum, sayımların her zaman bugünkü gibi genel ve kapsayıcı olmadığını gösterir. Dolayısıyla Osmanlı’nın ilk nüfus sayımını modern anlamdaki istatistiksel nüfus sayımıyla karıştırmamak gerekir. Burada temel amaç, nüfusun tamamını öğrenmekten çok yönetim ve askerlik ihtiyacını karşılamaktır.

1844 yılında yapılan nüfus sayımı ise Osmanlı’da ikinci önemli adımdır. Bu sayımın amacı, nüfus kimlik belgesi verilecek bireyleri tespit etmekti. Yani devlet, nüfusu yalnızca askerlik açısından değil, kimliklendirme ve kayıt altına alma açısından da değerlendirmeye başlamıştır. Bu da yönetim anlayışında bir gelişmeyi gösterir. Ancak yine de bu sayımın kapsamı bugünkü genel nüfus sayımlarından farklıdır; çünkü amaç belirli bir idari ihtiyaca yöneliktir.

1831 ve 1844 sayımlarında dikkat edilmesi gereken çok kritik bir nokta vardır: kadın nüfus dâhil edilmemiştir. Bu ayrıntı sınavlarda özellikle çeldirici olarak kullanılabilir. Çünkü adaylar sayım yapıldığı için tüm nüfusun ölçüldüğünü düşünebilir, ancak bu dönemde kadınların kapsam dışı bırakıldığını bilmek gerekir. Bu bilgi, Osmanlı’daki sayımların eksik ve seçici yapısını anlamak açısından da değerlidir. Böylece elde edilen verilerin, bugünkü nüfus sayımları kadar geniş bir resmi yansıtmadığı anlaşılır.

Kadın nüfusun dâhil edilmemesi, sayım sonuçlarının yorumunu doğrudan etkiler. Çünkü sayımda yer almayan bir kesim varsa, bulunan toplam sayı gerçek nüfusu tam olarak göstermez. Bu nedenle Osmanlı’nın erken sayımlarını değerlendirirken, sonuçların sadece bir bölümü temsil ettiğini akılda tutmak gerekir. Sınavda bu konu bazen “hangi gruplar sayılmamıştır” ya da “hangi amaçla sayım yapılmıştır” şeklinde farklı biçimlerde sorulabilir.

Üçüncü Osmanlı Sayımı ve Tahmini Nüfus

1874’te yapılan üçüncü Osmanlı nüfus sayımında imparatorluk nüfusunun yaklaşık 12 milyon olduğu tahmin edilmiştir. Burada önemli olan, sayımın verdiği değerin kesin bir rakam olarak değil, yaklaşık bir büyüklük olarak aktarılmasıdır. Bu da önceki sayımlara göre daha geniş bir değerlendirme yapılmaya başlandığını düşündürür. Yine de verilen bilgi, tahmin düzeyindedir ve sınavda bu ayrıntı özellikle dikkat ister.

1874 sayımında verilen yaklaşık 12 milyonluk nüfus bilgisi, Osmanlı’nın geniş coğrafyaya yayılan yapısını anlamada da yardımcı olur. Böyle büyük bir nüfusun tahmin edilmesi, devletin nüfusu izleme çabasının sürdüğünü gösterir. Ancak bu sayımda da amaç veya kapsam açısından modern nüfus sayımlarındaki tamlık beklenmemelidir. Öğrenciler bazen tahmin edilen nüfus ile kesin sayılan nüfusu karıştırabilir; bu nedenle 1874 verisinin yaklaşık bir değer olduğunu özellikle akılda tutmak gerekir.

Bu aşamada şunu fark etmek önemlidir: Osmanlı dönemindeki sayımlar, devletin yönetim ihtiyacına göre şekillenmiştir. 1831’de askerlik, 1844’te kimlik belgesi için bireylerin belirlenmesi ön plandadır. 1874’te ise imparatorluğun nüfusu hakkında daha geniş bir tahmin yapılmıştır. Bu kronolojik gelişim, sayım anlayışının zamanla nasıl değiştiğini gösterir. Sınavlarda da genellikle bu değişim çizgisi sorulur; yani “hangi sayım ne amaçla yapılmıştır” ve “hangi gruplar kapsanmamıştır” bilgileri birlikte ölçülür.

Cumhuriyet Dönemine Geçiş

Cumhuriyet döneminde nüfus sayımı anlayışı daha düzenli ve planlı bir hâl almıştır. Bu dönüşüm, Türkiye’de ilk düzenli ve planlı nüfus sayımının 28 Ekim 1927’de yapılmasıyla açıkça görülür. Bu tarih, AYT Coğrafya’da çok önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü Cumhuriyet döneminde sayımlar artık belirli bir sistem içinde yürütülmeye başlamıştır. Bu nedenle 1927 sayımı, yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda modern nüfus yönetiminin başlangıcını simgeler.

28 Ekim 1927’de yapılan sayım, Cumhuriyet dönemindeki ilk düzenli ve planlı nüfus sayımıdır. Buradaki “düzenli ve planlı” vurgusu boşuna değildir. Osmanlı dönemindeki sayımlarda görülen amaç merkezli ve sınırlı kapsamlı yapıdan farklı olarak, yeni dönemde nüfusu daha sağlıklı biçimde bilme isteği öne çıkmıştır. Bu durum, devletin yerleşme, ekonomi ve hizmet planlaması açısından nüfus bilgisini daha önemli görmeye başladığını gösterir. Sınavda bu ayrım, kavramları karıştırmamanız için kritik önemdedir.

1927 sayımının sonucu, Türkiye’nin toplam nüfusunun 13.648.270 kişi olarak belirlenmesidir. Bu sayı, Cumhuriyet’in ilk dönemindeki demografik görünümü ortaya koyan temel verilerden biridir. Aynı zamanda ülkenin yeni yönetim anlayışında, sayı ve kayıt düzeninin önem kazandığını gösterir. Bu rakam, soru köklerinde doğrudan sorulabileceği gibi, “ilk düzenli ve planlı sayımın sonucu” şeklinde dolaylı da sorulabilir.

1927’de ortaya çıkan 13.648.270 kişilik toplam nüfus, sonraki yıllardaki nüfus değişimini anlamak için bir başlangıç noktasıdır. Nüfus coğrafyasında sayıların tek başına ezberlenmesi yeterli değildir; bu sayıların bir zaman çizelgesi içinde nasıl yer aldığını bilmek gerekir. 1927 sayımı, Cumhuriyet döneminin ilk büyük veri tabanını oluşturur. Bu nedenle yalnızca tarih değil, sonuç değeri de önemlidir.

İkinci Genel Nüfus Sayımı ve Devamlılık

1935’te yapılan ikinci genel nüfus sayımında Türkiye’nin toplam nüfusu 16.158.018 kişi olarak belirlenmiştir. Bu bilgi, Cumhuriyet döneminde sayım geleneğinin devam ettiğini ve nüfusun düzenli biçimde izlenmeye çalışıldığını gösterir. 1927 ile 1935 arasındaki fark, yalnızca tarih farkı değil, aynı zamanda nüfusun izlenmesinde kurumsallaşma farkıdır. Bu yüzden ikinci sayımın sonucu, ilk sayım kadar önem taşır.

1935 sayımı, 1927 sayımından sonra gelen ilk genel nüfus sayımıdır. Buradaki “genel” ifadesi de dikkatle okunmalıdır. Bu, nüfusun daha kapsamlı biçimde ele alındığını ve sayımın süreklilik kazandığını düşündürür. Sınavlarda bazen “ilk düzenli ve planlı sayım” ile “ikinci genel sayım” karıştırılabilir. Oysa 1927 bir başlangıçtır; 1935 ise bu başlangıcın ardından gelen ikinci önemli basamaktır.

1935’te belirlenen 16.158.018 kişilik nüfus, 1927’deki sayıya göre daha yüksektir. Bu artış, sayımların tarihsel karşılaştırma için neden gerekli olduğunu anlatır. Nüfusun zaman içinde değişimini görmek, devletin planlama yapmasına yardımcı olur. Bu bilgiler sınavda doğrudan artış hesabı yaptırmak için kullanılmasa da, sayıların sıralamasını ve anlamını bilmek önemlidir.

Osmanlı ve Cumhuriyet Sayımlarının Karşılaştırılması

Bu konunun en önemli taraflarından biri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerindeki sayımları karşılaştırabilmektir. Osmanlı’nın 1831 sayımı askere alınacak kişileri belirleme amacını taşırken, 1844 sayımında nüfus kimlik belgesi verilecek bireyler tespit edilmiştir. Cumhuriyet döneminde ise 1927 sayımı, ilk düzenli ve planlı sayım olarak daha modern bir nüfus anlayışını temsil eder. Bu değişim, devletin nüfusu algılayış biçiminin zamanla dönüşmesini yansıtır.

Osmanlı sayımları daha çok yönetim ve ihtiyaç temellidir. Cumhuriyet dönemindeki sayımlar ise istatistiksel ve planlamaya dayalı bir çerçeveye oturur. Bu fark, sınavda “hangi dönemde hangi amaç baskındır” sorusunun özünü oluşturur. Aday, Osmanlı’daki amaçların sınırlı ve seçici olduğunu; Cumhuriyet döneminde ise düzenli sayım sisteminin kurulduğunu ayırt edebilmelidir. Böyle bir ayrım, konuyu ezberden çıkarıp mantıkla öğrenmenizi sağlar.

Bir diğer önemli karşılaştırma, kapsanan nüfusla ilgilidir. 1831 ve 1844 sayımlarında kadın nüfusun dâhil edilmemesi, erken Osmanlı sayımlarının eksik yönünü gösterir. Cumhuriyet döneminde ise 1927’de düzenli ve planlı sayım yapılması, nüfusun daha kapsamlı biçimde ele alınmasına geçildiğini düşündürür. Bu bağlamda kadın nüfusun dışarıda bırakıldığı eski sayımlar ile daha sistemli yeni sayım anlayışı arasındaki fark akılda tutulmalıdır.

Sınav Açısından Önemli Noktalar

Bu konu, AYT Coğrafya-1’de çoğu zaman bilgi eşleştirme biçiminde gelir. Bir tarih verilir ve o tarihteki sayımın amacı sorulur. Ya da sayımın amacı verilir ve hangi yılda yapıldığı istenir. Bu nedenle 1831, 1844, 1874, 1927 ve 1935 yıllarını birbirinden ayırmak gerekir. Tarihleri aynı başlık altında toplamak yerine, neyin hangi döneme ait olduğunu düşünerek öğrenmek daha kalıcı olur.

1831 Osmanlı sayımının askere alınacak kişileri belirlemek için yapıldığını bilmek, sizi birçok çeldiriciden korur. 1844’te ise nüfus kimlik belgesi verilecek bireylerin tespit edilmesi söz konusudur. Bu iki sayımda da kadın nüfusun dâhil edilmediği bilgisi, sorularda sıkça birlikte kullanılabilecek bir ayrıntıdır. Dolayısıyla amaç ve kapsam birlikte öğrenilmelidir.

1874’te imparatorluk nüfusunun yaklaşık 12 milyon olduğu tahmin edilmiştir bilgisi, özellikle sayısal sorularda karışabilir. Burada “yaklaşık” ifadesi önemlidir. Kesin bir toplam değil, tahmini bir değer söz konusudur. Bu tür ifadelerde öğrenciler bazen rakamı kesin zannedip hata yapar. Oysa sınavda tam kelime dikkatle okunmalıdır.

1927’de Türkiye’nin nüfusunun 13.648.270 kişi olduğu ve bunun Cumhuriyet dönemindeki ilk düzenli ve planlı sayımda belirlendiği bilgisi, en temel ezber noktalarından biridir. 1935’te ise 16.158.018 kişilik yeni bir sonuç ortaya çıkmıştır. Bu iki sayı, Cumhuriyet dönemindeki sayım geleneğinin başlangıcı ve devamı olarak birlikte bilinmelidir. Özellikle tarih ve sonuç eşleştirmesi şeklinde sorulursa doğru cevap bu kronolojiye dayanır.

Kavramların Birbirine Karıştırılmaması

Bu konunun öğrenilmesinde en çok yapılan hatalardan biri, Osmanlı sayımlarıyla Cumhuriyet sayımlarını aynı düzeyde düşünmektir. Oysa amaçları farklıdır. Osmanlı’daki sayımlar belirli idari ihtiyaçlara dayanırken, Cumhuriyet dönemindeki sayımlar daha düzenli ve planlıdır. Bu nedenle “ilk düzenli ve planlı sayım” ifadesini gördüğünüzde akla doğrudan 1927 yılı gelmelidir.

Bir başka karışıklık, kadın nüfusun hangi sayımlarda yer almadığıyla ilgilidir. 1831 ve 1844 sayımlarında kadın nüfus dâhil edilmemiştir. Bu bilgi, özellikle eski sayımlarda kapsama alanının dar olduğunu anlamak için önemlidir. Eğer soru sizi “hangi sayımlarda kadınlar sayılmamıştır” diye yoklarsa, doğru yanıt bu iki yıldır. Bu tür ayrıntılar, konunun ayırt edici sınav noktalarıdır.

Ayrıca 1935 sayımının 1927’nin devamı olduğu unutulmamalıdır. 1927 ilk düzenli ve planlı sayımdır; 1935 ise ikinci genel nüfus sayımıdır. İki sayı arasındaki fark, Cumhuriyet dönemindeki nüfus verilerinin nasıl geliştiğini gösterir. Bu nedenle yılları yalnızca sıralı olarak değil, işlevleriyle birlikte öğrenmek gerekir.

Nüfus Sayımının Coğrafyadaki Önemi

Nüfus sayımları, yalnızca sayı öğrenmek için yapılmaz. Coğrafyada yerleşme, ekonomik faaliyetler ve hizmet dağılımı gibi birçok konu nüfus verisine dayanır. Bir ülkenin nüfusunun bilinmesi, planlama yapmanın temel koşullarından biridir. Bu yüzden nüfus sayımı bilgisi, yerleşme konusuna da doğrudan bağlanır. İnsanların nerede ve ne kadar bulunduğunu bilmek, ülke yönetimi açısından büyük önem taşır.

Osmanlı döneminde sayımların belirli amaçlara yönelik olması, nüfus bilgisinin yönetim aracı olarak görüldüğünü ortaya koyar. Cumhuriyet döneminde ise düzenli sayımların başlaması, nüfusun artık daha sistemli izlenmesi gerektiğini gösterir. Bu geçiş, coğrafi düşünme açısından da önemlidir. Çünkü nüfus verisi, yerleşme düzenini ve insan dağılışını anlamanın temelidir.

Bu konuyu öğrenirken sayım tarihleriyle birlikte, o sayımın hangi ihtiyaca cevap verdiğini de düşünmek gerekir. Böyle düşünmek, ezberi azaltır. Örneğin 1831 sayımı askerlik için, 1844 sayımı kimlik belgesi için yapılmıştır. 1927 sayımı ise Cumhuriyet döneminde ilk düzenli ve planlı sayımdır. Böylece her bilgi kendi bağlamı içinde yerini bulur.

Sık Sorulan Mantık ve Ezber Yöntemi

Sınavda bu konuyu hatırlamanın en kolay yolu, bir zaman sırası kurmaktır. Önce Osmanlı döneminin ilk sayımları gelir: 1831 ve 1844. Ardından 1874’te üçüncü Osmanlı sayımı ve yaklaşık 12 milyonluk tahmin gelir. Daha sonra Cumhuriyet dönemi başlar ve 1927’de ilk düzenli ve planlı nüfus sayımı yapılır. Sonrasında 1935’te ikinci genel nüfus sayımı gelir. Bu sıra, karışıklığı azaltır.

Aynı zamanda her sayımın amacını da hafızada tutmak gerekir. 1831’de askerlik, 1844’te kimlik belgesi, 1927’de düzenli-planlı ilk sayım, 1935’te ikinci genel sayım. 1874 ise nüfusun yaklaşık 12 milyon olarak tahmin edildiği basamaktır. Bu yapı sayesinde sorular hem tarih hem de anlam üzerinden kolayca çözülebilir.

Bir başka önemli nokta, verilen sayıların tam olarak ezberlenmesidir. 1927’de 13.648.270 kişi, 1935’te 16.158.018 kişi, 1874’te yaklaşık 12 milyon. Sayılar küçük farklarla birbirine karıştırılabilir. Bu yüzden sayının yanında dönemi ve amacı da birlikte öğrenmek gerekir. Böylece yalnızca rakamı değil, o rakamın ne anlattığını da bilmiş olursunuz.

Sonuç

Nüfus sayımları konusu, AYT Coğrafya-1’de tarih, amaç ve sonuçları bir arada bilmenizi gerektiren temel bir alandır. Osmanlı döneminde 1831 sayımı askere alınacak kişileri belirlemek için yapılmış, 1844 sayımında nüfus kimlik belgesi verilecek bireyler tespit edilmiş, bu iki sayımda kadın nüfus dâhil edilmemiştir. 1874’te ise imparatorluk nüfusunun yaklaşık 12 milyon olduğu tahmin edilmiştir. Cumhuriyet döneminde 28 Ekim 1927’de yapılan ilk düzenli ve planlı sayımda Türkiye nüfusu 13.648.270 kişi olarak belirlenmiş, 1935’teki ikinci genel nüfus sayımında bu sayı 16.158.018 kişiye ulaşmıştır.

Bu bilgileri yalnızca tek tek ezberlemek yerine, dönemler arasındaki farkı anlayarak öğrenmek gerekir. Osmanlı sayımlarının amacı ile Cumhuriyet sayımlarının düzeni arasında belirgin bir ayrım vardır. Sınavda başarı için bu ayrımı net tutmak, tarihleri amaçlarla eşleştirmek ve kadın nüfusun hangi sayımlarda yer almadığını unutmamak yeterlidir. Böylece nüfus ve yerleşme ünitesinin bu temel başlığı sağlam bir şekilde öğrenilmiş olur.

Coğrafya-1 diğer konular

Nüfus ve Yerleşme örnek soruları

Bu konudan özgün sorular, doğru cevaplarıyla birlikte. Tam çözüm her sorunun kendi sayfasında.

  • Buna göre, yukarıdaki yargılardan hangileri doğrudur?

    Doğru cevap: I, II ve III

    Açıklama: Tarımsal faaliyetler yerleşik hayatı başlatmış; Seferihisar 2009'da ilk Cittaslow şehri olmuş ve üyelik sınırı 50.000'in altı olarak belirlenmiştir.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Cittaslow ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    Doğru cevap: Nüfusu 50.000 veya daha fazla olan şehirler üye olabilir.

    Açıklama: Cittaslow üyeliği 50.000 veya daha fazla değil, 50.000’in altındaki şehirler içindir.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • I. Köy Kanunu'na göre nüfusu 2.000'den az olan yerleşmeye köy denir. II. İdari şehirler yalnızca bir ülkenin yönetim merkezinin bulunduğu şehirlerdir. III. İlk şehirlerin kurulmasında ılıman iklim koşulları etkili olmuştur. Buna göre yukarıdaki yargılardan hangileri doğrudur?

    Doğru cevap: I ve III

    Açıklama: I ve III doğrudur; idari şehirler yalnızca ülke yönetim merkezleriyle sınırlı değildir.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Buna göre bu ilk örneğin ortaya çıktığı yıl aşağıdakilerden hangisidir?

    Doğru cevap: İlk örnek 2009 yılına aittir.

    Açıklama: Seferihisar’ın Türkiye’de ilk olduğu yıl 2009’dur; 1999 ise kuruluş yılıdır.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • I. Köy Kanunu'na göre nüfusu 2.000'den az olan yerleşme köydür. II. Yönetim merkezinin bulunduğu şehirler idari şehir olarak adlandırılır. III. İlk şehirlerin kuruluşunda ılıman iklim koşulları etkili olmuştur. Yukarıdaki yargılardan hangileri doğrudur?

    Doğru cevap: I, II ve III

    Açıklama: Köy ölçütü, idari şehir tanımı ve ılıman iklim etkisi birlikte doğrudur.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • 1999 yılında küreselleşen hızlı şehir yaşamına karşı kurulmuş, nüfusu 50.000'in altındaki şehirlerin üye olabildiği uluslararası belediyeler birliği aşağıdakilerden hangisidir?

    Doğru cevap: Cittaslow

    Açıklama: 1999'da kurulan bu uluslararası belediyeler birliği Cittaslow'dur.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Buna göre bu şehir için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

    Doğru cevap: Yönetim merkezi işleviyle idari şehir grubundadır.

    Açıklama: Yönetim merkezi işlevi, şehrin idari şehir olarak sınıflandırılmasını sağlar.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • Buna göre ilk şehirlerin kuruluşuyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

    Doğru cevap: Doğal çevre koşulları kuruluş alanlarının seçiminde etkili olmuştur.

    Açıklama: Verilen koşullar, ilk şehirlerin kuruluşunda doğal çevrenin etkili olduğunu gösterir.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • I. Cittaslow, nüfusu 50.000'in altındaki şehirlerin üye olabildiği uluslararası belediyeler birliğidir. II. Köy Kanunu'nda köy, nüfusu 2.000'den az olan en küçük idari birim olarak tanımlanır. III. Troposfer atmosferin en dış katmanıdır. Buna göre yukarıdaki yargılardan hangileri doğrudur?

    Doğru cevap: I ve II

    Açıklama: I ve II doğrudur; III, troposferin dış değil en alt katman olması nedeniyle yanlıştır.

    Şıkları ve tam çözümü gör
  • I. İnsanların tarımsal faaliyetlere başlaması, günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce yerleşik hayatın başlangıcında etkili olmuştur. II. Bir ülkenin, bölgenin veya uluslararası kuruluşun yönetim merkezini barındıran şehirler, fonksiyonlarına göre belirli bir grupta değerlendirilir. III. Türkiye'de bu uluslararası birliğe katılan ilk şehir Seferihisar olmayıp üyelik 1999 yılında gerçekleşmiştir. Buna göre yukarıdaki yargılardan hangileri doğrudur?

    Doğru cevap: I ve II

    Açıklama: I ve II doğrudur; III, Seferihisar ve 2009 bilgisiyle çelişir.

    Şıkları ve tam çözümü gör

Sıkça Sorulan Sorular

Köy Kanunu’na göre nüfusu 2.000’den az olan yerleşmeye köy denir.

Sınav ve ders seç, yapay zeka senin için özgün sorular üretsin; online çöz veya PDF indir.

Kaynaklar ve içerik denetimi

Bu sayfa yapay zekâ destekli editoryal denetimden geçti.

Bu denetim ne anlama geliyor?